Bugun...


Mine Ataman

facebook-paylas
MATEMATİK, İKTİSAT, İSTATİSTİK NE İŞE YARAR.
Tarih: 29-04-2021 20:03:00 Güncelleme: 29-04-2021 20:03:00


Üretim, tüketim, ihracat, ithalat planı yapmaya yarar. İsrafı önler, kaynakların doğru ve etkin kullanılmasını sağlar.

Hayvancılık, bitkisel üretim, verim, kalite verileri. Meteoroloji verileri, İstilacı bitki ve hayvan türleriyle ilgili yaşananların verileri.

Uygulanacak kotalar, destekler, gıda güvencesi, gıda güvenliği ve rekabetin korunması için istatistiklerin verilerin önemi büyük.

Çiftçi kayıt sistemi ile bitkisel üretim ve hayvancılık verileri kısmen tutulsa da makine, gübre, zirai ilaç kullanımı da hiç kuşkusuz çok önemli. Hayvancılık istatistikleri görece sıkıntılıdır.

Pozitif bilimlerin temeli olan İstatistik; Gözlem yapma, veri toplama, analiz ve sonucunda yöntem geliştirme ve en sonunda da objektif karar vermeyi sağlayan bir bilim dalıdır. İstatistiki veriler ise; bir olayın gözlemlenmesi sonucu, onun büyüklüğü, kıymeti, dağılımı, özellikleri hakkında elde edilen rakamlardır. Tarım, Sanayi, Çalışma gibi İstatistiklerin güvenilir olması; verilerin toplanması ve işlenmesine bağlıdır.

Türkiye’de istatistik çalışmaları Osmanlı’nın kuruluş yıllarına kadar gider. 1326 – 1360 yılları arasında toprak ve nüfus sayımları yapılmış, 1389 yılında kayıtları kısmen istatistik içeren “Defterhaneler” kurulmuş. Hatta Kanuni Sultan Süleyman; sayımların her yüzyılda bir yapılmasını Kanunname’ye koydurmuştur. Tanzimat süreciyle beraber modern istatistiki bilgiden faydalanabilmek için 1830 yılında ilk modern nüfus sayımı yapılmıştır. Devamında; sağlık, tarım, haberleşme, ulaşım gibi alanlarda hizmet sunabilmek için sağlıklı, ölçülebilir bilgiler toparlanmaya başlanmış.

Genç Türkiye Cumhuriyeti’nde Atatürk tarımın ne kadar önemli olduğunu bildiğinden ilk icraatlarından biri tarım haritası çalışması olurken 1927 yılında ilk tarım sayımı yapıldı. 1950 yılında yapılan tarım sayımından sonra 6534 Sayılı Yasa ile sonu 0 ile biten yıllarda Genel Tarım Sayımı yapılması hükme bağlanmıştır.

Yüzde 70’i 40 yaş ve üzeri. Yüzde 30’u 40 yaş altında. Yaş ortalaması 46, TARDES’e başvuru yapanların ortalaması 49. Avrupa’da 40 yaş altı çiftçi oranı yüzde 11 ortalama çiftçi yaşı 51, Amerika’da 58. Ortalama deneyim süresi 23 yıl. Çiftçilerin yüzde 2.7’si kadın. Kadın çiftçi sayısı oldukça düşükken tarımda kadın istihdam oranı yüzde 44, tarım dışı sektörlerde kadın istihdam oranıysa yüzde 30. Yani tarımda kadınlar daha çok çalıştırılıyor. Oysa Avrupa’da çiftlik sahibi kadın oranı yüzde 29.

Öte yandan Türkiye’de tarım sektöründe çalışan kadınların istihdam oranı ise yüzde 44’tür. Bu rakam tarım dışı sektörlerde yüzde 30’dur. Bu oran, kadınların tarımda daha çok istihdam edildiğini göstermektedir.

Türkiye’de üretimin yüzde 38,4’ı sadece bitkisel üretim, yüzde 48’si hem bitkisel hem hayvansal üretim, yüzde 13.6 ise sadece hayvansal üretim yapmakta. 2001 yılında yüzde 2.4 olan sadece hayvancılık yapan çiftçi oranının yüzde 10’un üzerine çıkması hayvancılığın giderek arttığını, diğer taraftan karma üretim oranının yüzde 70’lerden yüzde 50’lere düşmesi hayvancılığın giderek uzmanlaşma gerektiren bir alana dönüşmüş olduğunu gösterebilir. Karma üretim yapan işletmelerin yaklaşık yüzde 10’nu yem üretimi için üretim oluşturuyor.

2001 yılında hayvansal üretim değerinin toplam tarımsal değerdeki payı yüzde 41’den yüzde 59’a çıkması hayvansal üretime olan ilgiyi göstermekte.

TARIM ARAZİLERİ

Toplam arazi büyüklüğü bakımından ortalama 7 hektar yani 70 dekar olup giderek yükselmektedir. Sebebi çiftçi sayısının giderek düşmesi olabilir mi? Bu anlamda geçtiğimiz hafta Tarım Reformu Genel Müdürlüğü “Tarım arazilerinin Satış ve İntikal İşlemlerinde Vergi Muafiyeti” ve “Hisseli arazilerin Satış İşlemlerinde Vergi, Harç ve Döner Sermaye Ücretleri Alınmayacak” duyuruları hiç kuşkusuz oldukça önemli.

30 milyon parsel, 40 milyon hissedar, 2 milyon üzerinde çiftçi, 3 milyondan fazla tarım işletmesini ilgilendiren arazi konusu geçmişte de “Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu ve Türk Medeni Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile belirli düzenlemeler yapılmıştı. Söz konusu kanun ile de küçük çiftçiler topraklarını kaybetmiş kötü niyetli yatırımcıların eline arazi toplamak için fırsat geçmişti. Aynı risk tekrar gündemde. Miras yoluyla bölünerek işletilemez hale gelen araziler bir tarafta diğer tarafta uluslararası veya ulusal büyük tarım şirketlerinin arazi toplama amacı. Olası riskleri gözden kaçırmamakta fayda var.

Geçmişteki kanun ile hisse sahiplerine sunulan alternatifler;

  • Hissedarlar anlaşarak beraber tarım yapma
  •  
  • Hissedarlar şirket kurarak üretimden payına düşen karı alabilir.
  •  
  • Tüm hissedarlar anlaşarak tüm arazileri satabilirler.
  •  
  • Bir hissedar diğerlerinden alabilir
  •  
  • Eğer kendi aralarında anlaşamazlar ise konu Sulh Hukuk Mahkemelerine gider; içlerinden biri “ehil mirasçı” tayin edilir. Yani tarım arazisini kimin işleteceğine hâkim karar verir.
  •  
  • Ehil mirasçı üretim değerini diğer mirasçılara öder.
  •  
  • 1 yıl içerisinde hiçbir şekilde kendi aralarında anlaşamazlar ise araziler mahkeme kararı ile satılır.

Geçmişte yapılan bu düzenleme içerisinde birçok risk taşıyordu. Küçük mirasçıların kır ile bağının kopması, aile arası düşmanlıklar, tekelleşme, kimine zenginlik kimine yoksulluk getirecek bir düzenlemeydi.

Geldiğimiz noktada çiftçi hala girdi maliyetleri ve belirsizlikle uğraşıyor. Kanunlar değişiyor, kooperatifler kuruluyor, ata tohumu moda oluyor. Günün özeti tarım modalarla yönetildikçe gerçek toprak reformu da, tarım devrimi de biraz uzak.

Türk tarımıyla ilgili en çok tartışılan konulardan biri ölçek ekonomisine sahip olmamamız. Türkiye’de çiftçilerin yüzde 28’i 50 dekar altında, yüzde 8’i 500 dekar üstü, kalanı da 100 – 499 dekar arası arazi büyüklüğüne sahip. Amerika’da 818, İngiltere 538, Fransa 521, Almanya’da 457 dönüm. Hiç kuşkusuz tarım arazilerinin büyüklüğü üretim maliyetlerini düşürürken, verimi de artıran en önemli unsurlarından. Özellikle de makine ekipman kullanımı, verim büyüklüğüyle doğrudan etkili. Bu anlamda 10 yıl öncesine kadar tarımda önemli bir aşama olan ölçek ekonomisi şimdiler de özellikle gelişmekte olan ülkelerde tarımda tekelleşmeyi desteklemesi bakımından ciddi tehlike.

DÜNYA TARIMINDA SÖZ SAHİBİ OLMAK

Ezcümle küçüğü, büyüğü tüm çiftçileri koruyan, destekleyen bir tarım politikası ile dünya tarımında söz sahibi olmak.

Nesilden nesile mirasçılık nedeniyle tarım arazilerinin bölünmesi tarımın en önemli problemlerinden olup köyden kente göçün de çoğu zaman tetikleyicisi olmuştur. Türkiye’de öyle arazılar var ki metre hesabıyla miras paylaşımı yapılıyor. Özellikle de Karadeniz gibi dağlık arazilerde zaten az olan tarım arazileri miras yoluyla bölünerek ev yapacak bile yer kalmamaktadır.

İkinci duyuruda ise “Hisseli Tarım Arazilerini Masrafsız Birleştiriyoruz” başlığı ile “Tarım arazilerinde hisselerin diğer hissedarlara satışı halinde vergi, harç ve döner sermaye ücretleri alınmayacak” deniliyor. Duyuruda bu muafiyetin sulu ve kuru tarım arazilerinde 20 dekardan küçük, dikili tarım arazilerinde 5 dekardan küçük ve örtü altı tarım arazilerinde 3 dekardan küçük hisseler için geçerli olduğuna yer veriliyor.

Bu duyuruda da yasada yapılan değişiklik hatırlatıldıktan sonra şu bilgilere yer veriliyor: ” Ülkemizde tarım arazilerindeki en büyük sorunlardan biri de hisselilik sorunudur. Tarım arazilerinde metrekare ve santimetrekare büyüklüklerinde binlerce hisse bulunmaktadır. Malikler bu hisselerini satmak istemelerine karşın vergi ve döner sermaye ücretlerinin arazi bedelinden fazla olması nedeni ile bu hisseler satılamamaktadır. 5403 sayılı Kanunda yapılan yeni düzenleme ile, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin altındaki (mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 20 dekar, dikili tarım arazilerinde 5 dekar ve örtü altı tarımı yapılan arazilerde 3 dekar) hisselerin hissedarlara satışı halinde; vergi, harç ve döner sermaye ücretleri alınmayacaktır. Yapılan bu düzenleme ile hisseliliğin azaltılması ve hissedarların kendi aralarında anlaşmaları teşvik edilmiştir. Bu muafiyetten faydalanabilmek için, satılan hissenin arazi sınıfına göre asgari büyüklük değerlerinin altında olması ve hissenin tamamının aynı anda bir veya birden fazla hissedara satışının yapılması gerekmektedir.”

ÖLÇEK EKONOMİSİ TARIM İÇİN İYİ Mİ KÖTÜ MÜ

Tarım arazilerinin çok parçalı olması yıllardır tartışılıyor. Arazi büyüklüğünün ekonomik olmaktan çıktığı ifade ediliyor. Bu iki düzenleme ile arazilerin miras yoluyla bölünmesi engellenmiş olacak. Şehirde yaşayan ve elinde küçük parsel tarım arazisi olanlar hisselerini daha kolay devredebilecek. Kırsalda yaşayan mirasçılar küçük de olsa elindeki parseli devretmek istemeyebilir. Belki bunu teşvik eder. Bu işin olumlu tarafı gibi görünüyor.

Bir başka açıdan bakıldığında son yıllarda şirketlerin tarımdaki etkinliği artıyor. Birçok şirket veya tarım dışından yatırımcılar, girişimciler tarım arazisi topluyor. Bu düzenleme onlara büyük kolaylık sağlayacaktır. Tarım topraklarını çiftçinin elinden çıkmasını teşvik edecektir.  Zor durumda olan çiftçileri ellerindeki hisseleri satmaya zorlayacak. Küçük çiftçiliğin tasfiyesini hızlandıracaktır.

Türkiye uzun yıllar kentli olmak için uğraşadursun dünyada kır nüfusu en hızlı azalan ülkelerin başında geliyor. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren kentli olmayla övünen Türkiye’de kır nüfusu yüzde 76 iken son yıllarda yapılan Büyükşehir Belediye Yasası ile yüzde 8’lere düşmüştür. Oysa Amerika’da yüzde 18, Fransa’da yüzde 20, Almanya’da yüzde 24, İtalya’da yüzde 32 olan kır nüfusu belli ki gelişmemişliğin göstergesi değil.

Türkiye’de çiftçiler son yıllarda 100 – 499 dekar arasında üretim yapıyor. 2014 yılında 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı kanununda yapılan değişiklikle “yeter gelirli tarımsal arazi”  kavramıyla asgari kar elde edilebilecek arazinin ortalama 150- 175 dekar arasında olması gerektiği ortaya konulmuş.

Türkiye’de üretim yapılan arazilerin yüzde 20’si kiralıktır. 20 milyon hektar alanın 6 milyon kadarı sulanmaktadır. Yani yüzde 30’a yakını sulanabilmektedir.



Bu yazı 760 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI