Bugun...


Mine Ataman

facebook-paylas
“Tat rönesansı” ve GDO
Tarih: 20-03-2021 22:37:00 Güncelleme: 20-03-2021 22:37:00


Tarım çoğu zaman gıda endüstrisini etkileyip, maniple edilebiliyor. Sofraya gelen yemeklerin hammaddesi tarımsal üretimi belirliyor.

Bilinenin aksine “tohumdan sofraya” değil, “sofradan tohuma” felsefesi ile tarım ve gıda endüstrisi şekilleniyor çoğu zaman.

Modalar, trendler, gastronomi yıldızları gelecekte yenilmesi istenilen gıdaların reklamını yapıyor. Geleceğin gıdaları için hammadde üretmek tarımın işi. Sistem bazen de tersine işliyor. İklim değişikliği  / karbon ayak izi / girdi maliyetleri / teknolojik gelişmeler tarım endüstrisinin ne üreteceğine karar veriyor. Eldeki malzemeye göre sofra tasarlanıyor.

YENİ NESİL TAT DİZAYNI

Yeni nesil “tat dizaynı” zamanında Baharat yolu, İpek yolu gibi ticaret yollarıyla taşınan kültürel beslenme mirasının şimdiler de “algı yönetimi” ile oluşturulan hali. Tarımsal teknolojiler ile eş zamanlı gıdaların şekli ve tadına da müdahaleler ediliyor. Impossible Foods sürdürülebilir çevre dostu köfte olarak çoktan zincir oldu bile. “Algı tasarımı” ile çok kısa sürede “etsiz et tadında ete, hamburgere” alıştık.

TAT RÖNESANSI

“Tat rönesansı”  geleceğin beslenme trendlerini yaratırken bir taraftan da tarımının geleceğini şekillendiriyor. Tarımda Rönesans her zaman güzelliklerle gelmiyor hiç kuşkusuz. GDO lobisi elini kolunu sallayıp çalışırken, konunun muhatapları farklı hamlelerle meseleyi gündemde tutup olası risklere dikkat çekiyor.

Lobiler “açlık termostatını” çalıştırarak, klasik tarımsal üretimin insanları doyurmaya yetmeyeceğini açıklıyor. Diğer tarafta; yapılan israfla, açlık sorununun önüne geçileceğini iddia eden idealistler çoğunlukta.

Son günlerde GDO ürün tartışması tekrar gündemde. GDO konusunda farklı yaklaşımlar var. İnsan gıdası için kabul etmeyenler, hayvan yemi olarak sıcak bakabiliyor. Çok daha katı olanlar ne insan ne de hayvan için GDO ürünlerinin kullanımını reddediyor. Bilimsel çalışmalar henüz netleşmiş durumda değil. GDO ürünler insan sağlığına külliyen zararlıdır diyenler dahi bilimsel çalışmaları masaya koyamıyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bir GDO mısır çeşidinin daha yem olarak tavuklarda kullanılmasına izin vermesi ile GDO tartışmaları tekrar gündemde. Gündeme geliş şekli manidar. Sanki GDO ürünlerinin hayvan beslenmesinde kullanımına ilk defa izin veriliyor gibi yansıtılıyor.

BİYOGÜVENLİK KURULU

Oysa 2010 yılında yürürlüğe giren “Biyogüvenlik Kanunu”  ve “Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerine Dair Yönetmelik” hükümlerine göre 10 yıldır GDO hayvan yemi ithalatı ürünlere göre serbest. GDO ile ilgili konuları “Biyogüvenlik Kurulu” yürütüyor. Yeni bir GDO ürün ithal etmek istediğinizde ilgili kuruma başvuruyorsunuz. Biyogüvenlik Kurulu Bilimsel Risk Değerlendirme ve Sosyo Ekonomik Değerlendirme Komitesi konuyu değerlendiriyor, rapor yazıyor. İthalat aşamasında kontroller yapıldıktan sonra, izlenebilirliği ve denetimi ilgili Bakanlık tarafından yapılıyor.

Konunun muhataplarından yem sanayicileri; tüm dünyada hayvan yemi olarak mısırın, soyanın kullanması nedenleriyle Türkiye’de de GDO ürünlerin kullanılabileceği yönünde görüş bildiriyor. Hayvan yemi için yerli alternatiflerden buğdayın fiyatı yüksek.  Ayçiçeği tohumu küspesi, onun da üretimi yeterli değil. İthal yem, fiyat spekülasyonu en çok; tavukçuluk, küçük ve büyük baş hayvancılığı etkiliyor. Sonuç yükselen yumurta, et fiyatları.

İthal yemden kurtulmanın yolu güçlü yem sanayii; yerli biyoteknoloji sanayii. Yani hayvancılığın geleceği demek.

Bilmekte fayda var, biyogüvenlik yasaları çerçevesinde Türkiye’de; dünyada yem üretiminde kullanılan birçok GDO ürün yasak. Bu durumda yem üreticileri yağlı tohum küspelerini, soya ve mısırı ABD, Brezilya ve Arjantin’den yüksek fiyata ithal etmek zorunda kalıyor.  Yabancı yem firmaları ileri biyoteknoloji kullanarak yemleri uygun fiyata üretiyor.

Ziraat mühendisleri tarafından çözüm olarak önerilen; meraların düzenlenerek hayvan kullanımına sunulması fikri, iyi niyetli olmakla beraber yeterliliği tartışılıyor. Yem üreticilerinin, yerli biyoteknoloji geliştirilerek desteklenmesi milli bir konu. Yerli yem sanayii güçlendirilmeden, dışarıdan gelecek GDO ürünlerle hem dışa bağımlılık hem de gıda fiyatları giderek artacak.

Ezcümle hayvan yeminde dışa bağımlı olmak istemiyorsak, GDO ürünlerin sağlığa zararlı olduğunu düşünüyorsak güçlü bir yem sanayii inşa etmeli hayvancılığımız koruma altına almalıyız.



Bu yazı 987 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI