Bugun...


Mine Ataman

facebook-paylas
CEMRE DÜŞTÜ, DOĞA UYANDI…
Tarih: 28-02-2021 13:29:00 Güncelleme: 28-02-2021 13:33:00


Güneşin öpe koklaya dans ettiği omuz başlarında, renklerin poyraza çalıp usulca okşadığı akşamlar yanı başımızda. Mimozaları düşünüp şiirler mırıldadığımız rüyalar pek yakında. Gün bahara göz kırpmış kış gölgesine sözü lâl etmiş…

Bir usul selama, bir dal yasemine, bir küçük öpücüğü meyl etmiş bir güz kurusu sıcağı sarmış etrafı. Maviye düğümler atılmış, yelkene poyraz dadanmış.

Küçük kayalıklar altına mayalamış yılların öğüttüklerini insanlık, bir yudum suya, bir salkım üzüme, bir mor menekşeye yazı emanet etmiş de beklemiş baharı. Hanımelleri peşine takmış, sokak aralarında, günü geceye hemhal.

Tohumlar emanet edildi aylardır toprağa, uyanacağı günü bekliyor sema. Toprağın uykuda mışıl mışıl.  Zenginleşti, çoğaldı, kök saldı uykuda. Güneş ısıtmaya başlıyor gezegeni, binlerce yıldır doğa uyanışını kutluyor farklı isimler ve ritüellerle. Cemre düştü zamana, havaya sonsuzluğa, hayallerimizi ısıttı, gönülleri püripak etti.

Peki, nereden çıktı bu Cemre?

Doğanın öğretici bilgileri onu binlerce yıldır gözlemleyen insanoğluna “kadim bilgi” olarak neşredilmiş; “tarım takvimi, doğa takvimi” modern toplumların bile belleğine gerek sözlü, gerekse yazılı kültürün hediyesi olarak geçmiş. Binlerce yıllık gözlemler hayvancılığın yoğun olduğu coğrafyalarda kültüre hayvansal bakış açısı örneğin; eski Türkler de 12 hayvanlı Türk takvimine dönüşürken, göçebe toplumların tarıma geçmesiyle takvimin içeriği ve adı da “tarım takvimine” dönüşmüş.

İnsanlar doğada ne gördüyse hayatı hep onun gözleriyle yorumladı anlamlandırdı. Yaşadığı yere göre onlar gibi doğa da hayvanlar da ya kış uykusuna yattı ya da daha sıcak yerlere göçtü. Güneş önce toprağı sonra gönülleri ısıttı. Nitekim doğa önce ısındı, sonra toprak uyandı, koynunda kök salmışlara filiz, için de beslediklerine yuva oldu. Solucanlar, yılanlar, köstebekler, ağaçlar, tohumlar havanın ısınmasıyla rengini, biçimini değiştirip bedenini topraktan semaya doğru çıkarmaya başladı. Toprak uyandığında binlerce yıllık gizemli sırlar da bir bir gerçekleşmeye başlar.

Nevruz, Hıdırellez gibi çeşitli gelenekler doğanın uyanışını, tüm canlıların kış boyu üzerini öreten bir toz bulutu gibi rehavetini üzerinden atmayı simgeler.

Hititler de “çiğdem çiçeği” bayramı, Persephone’nin yer altından kurtuluş günü olan 22 Mart, Sümerler’in tarım Tanrısı olan Dumuzzi’nin yer altından çıkışı, Gılgamış’ın 6 gün süren “sessizlik uykusundan” uyanıp Dilnum’dan yani Cennet’ten çıktığı gün hepsi doğanın uyanışı, tohumun toprakta can bulduğu zamanı simgeler.

Doğaya dair her tür gözlem hayatı kolaylaştırmak, düzenlemek, planlamak için bir takvime ve ritüele bağlanmış. Doğanın yanışı havaların ısınmasıyla olduğu için bu dönem bir bayramla kutlanmış. Ekim, hasat, üretim, koç katımı doğa ve hayvanların yaşamsal döngüleri insanlığın da yol göstericisi oluyor.

Cemre’nin ne olduğuna gelince o da diğer inanışlar gibi dünyanın dört bir tarafında kutlanan antik dönemlerden kalma doğaya dair döngülerin kültüre dönüşmüş halidir. İnsanlığın doğa ile olan bağını güçlendiren bu tarz günler zamanla modern bilimsel takvimin de başlangıcını oluşturmuş. Havaların ısınmasıyla anılan CEMRE farklı kültürlerde farklı uygulamalarla zenginleştirilmiş günümüz anlam coğrafyasına katkı sunmuştur.

Örneğin ABD’de “ocak erimesi” kavramı cemrenin karşılığı olarak bilinmektedir.

Farklı kültürler de “Cemre” değişik rivayetlerle aktarılır. Arap yarımadasında bazı gruplar soğuklar yükseldiğinde mağaralara sığınırlar. Kendileri için ayrı hayvanları için ayrı odalara yerleşen göçebelerin mağaraları oda için de odalardan adeta labirent gibi şekillerden oluşurmuş. Soğuğun şiddetini kırmak için sırasıyla mağaralara ateş yakarlarmış. Sonra şubat ayı gelip havalar ısındığında üç ateşi sırasıyla söndürürlermiş. Bu olaya da “Sukut – ı Cemarat” derlermiş.  “Sukut – ı Cemarat” kimlerine göre ateşin sönmesi, yok olması kimilerine göreyse ısının ortaya çıkması varlık kazanması olarak kullanılmaktadır.

Başka bir rivayete göre ise Moğol kralları havalar soğuduğunda üç tütsü yakarlarmış. Bahar yaklaşıp havalar ısınmaya başladığında ise tütsüler bir bir kaldırılırmış.

Cemre ile ilgili inanış bilim insanlarının da dikkatini çekmiş olacak ki zamanının Google’ı Büyük Larousse’da konu hakkında İstanbul’da yapılan 60 yıllık bir araştırmadan bahsedilir. Araştırmaya göre; cemrelerin düştüğü günler de sıcaklık yükselişlerinin olduğu ortaya konulmuştur.

Hatta konunun bilimsel tarafını inceleyen Meteoroloji Mühendisi Yasemin Yılmaz; Kandilli Rasathanesi’nde kaydedilen 82 yıllık sıcaklık gözlemlerinden istatistiki bir sonuç çıkararak “Cemre Düşmesi” inanışının bilimsel olarak da var olabileceği sonucuna varmıştır.

Cemrenin hangi sırayla düştüğü hakkında değişik illerde farklı inanışlar mevcuttur.

Felsefik olarak da toprak, su, hava, ateş ironisi cemrenin felsefik temelini de güçlendirmektedir.

Rize’de ilk cemrenin toprağa, ikincisinin suya, üçüncünün havaya düştüğüne inanılmaktadır. Cemre düştüğü zaman hava, su ve toprakta bir takım değişiklikler olduğu düşünülmektedir. Buna göre cemre “düşünce” havalar ısınır, suda ise bir tatsızlık olur derler. Diğer taraftan cemrelerin düştüğü zaman fırtına çıktığı, cemre günlerinin esintili geçtiği söylenir.

Trabzon Acısu’da ise halk cemrenin toprağa düştüğü zaman, toprağın ısınıp döl vermeye, üzerinde tohum büyümeye başladığına inanır.

Cemre düştüğü günler de hava yağışlı olursa yıl boyu yağışın çok olacağı, üçüncü cemrenin düştüğü gün poyraz sert eserse yıl boyu poyraz eseceğini inanılır.

Eski Türk inanışına göre; gökyüzünde yaşayan Cemre adındaki yakışıklı delikanlı dünyayı merak eder ve dünyaya yaklaşınca ansızın havaya düşmüş ve bu sırada gördüğü bir kıza âşık olmuş. Kıza yaklaşmak isterken suya düşmüş, suda yıkanıp paklanınca karada yaşayan aşkına kavuşmuş. Güzeller güzeli kız ve yakışıklı gencin arasındaki bu aşk sonsuza dek yeryüzünde bolluk ve bereketi getirmiş havayı ısıtmış, doğayı canlandırmış.

Tasavvuftaki kor ve ateş kavramlarının mecazi olarak kullanıldığı, temizlenmeyi, yeniden doğuşu simgelediği de düşünülmektedir.



Bu yazı 857 defa okunmuştur.

Yılmaz / 28-02-2021 13:40

Kaleminize, yüreğinize sağlık. Keyifle okudum bilgilendim.



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI