Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv          Rss Listesi          Fotoğraf Galerisi
 

DESEK YAZSAK MI ACABA 10 KARADENİZ İZLENİMLERİ - www.hemsinvadisi.com
   
 

Sakaoğlu M.Ali ¬

Sakaoğlu M.Ali

 DESEK YAZSAK MI ACABA 10 KARADENİZ İZLENİMLERİ
 YAZI BOYUTU

 Tarih : 12.12.2013 - 00:03:51 


KÖYLER BOŞALINCA,SAHIPSIZ ORMAN,ARAZILAR DA TALAN EDİLİYOR...


KÖYLER BOŞALINCA,SAHIPSIZ ORMAN,ARAZILAR DA TALAN EDİLİYOR...

6 ay orada,6 ay burada..bu işe bir çözüm, ama nasıl, bulunmalıydı...

*Her Sabah,akşam,yatsı namazında..,Bizim Çakallar...

*Bu Yörede,Hasan-Hüseyin,Ali,isim,adları çoktu..İşte,Hz.Ali sevgisi...

* Dığu Karadeniz Gezi İzlenimleri,derken..10.bölüm.* YenİyurtHeberYorum

Doğu Karadeniz Gezi İzlenimleri 10.Fasıl- Bölüm.

HERKES ÇEVRE,MAHALE,KÖYÜ HAKINDA BİLGİ,BELGE TOPLA SA...

" Susi Ana nereye,Hasan'da oraya..Hasan nereye Susi Ana peşine.."

*Araba yolu yoktu,yaşlanınca...

Bu satırları yazarken,bir kulağımla da Türk TV.nin birinde tarihi konuşmalar,aktarmalara,arada bir de,Padışahların yazmış oldukları mektupları, bugünkü Türkçeye aktarmaya çalışıyorlardı..

Tâ 17.yıllarda yazılmış olan Mektupları,Fermanları saklanarak bugünlere gelmeseydi ki,onca evrak, arşıfler,TC.hudutları dışına,bilhassa "tek partı"döneminde,satıldığını,bir o kadar da,hima edeilme sine rağmen..Zamanın,Milli Eğitim Bakanlığı da yapmış olan,Prf.dr.Bangaoğlu ile yapılan uzun mulakat yazıları okuduğum gibi,konu ile ilgili kitaplara mevcüttü arşıfımızda..Demekki,yazılı olan evreğın,belgenin yerini hiç bir şey tutmazdı.. Bunun için,bilgi-belge toplamalı,bunları yazıya dök mek lazımdı..

Eski den beri,taşlara,kayalara kazınan yazılar,bugünlere gelebilmiş ise,bu mevzüda, hassas, titiz davranmanın sonucudur...

HEMŞİN MERKEZDE MUTLAKA BİR KÜTÜPHÂNE KURULMALIDIR...

Bilhassa,o bölge ile ilgili her türlü Kitaplar top lan malı.Bilhassa,eski Kitap,Dergi, Gazete, Fili m,vb. gibi bağışlar da alınarak,kayde düşül me lidir.Manevî hizmetlerin yanında,maddî destek,bağışlar kabul edilmeli kayde düşülme lidir..

Tarihi döküsü olan Kıtaplar kopisı yapılarak,okuyucuya,araştırma yapanlara sunulmalı, lüzüm lü halin de,CD yapılarak,bir bedel karşılığında satılmalı,Kütûphâneye,ek gelir, kaynak sağlan malıdır...

Bunları dada çoğalta biliriz...Yoksa,her doğru olanı,İnternet sitelerinden bulmak mümkün değildi..Googlo,Hatex, Wikibedi,dga ve benzer,gibi serbest ansiklobedi'nin yanında, Millî- resmî Bibliothk-arşıflar-kurumlarını da göz ardı etmemek,araştıra merkezlerinde bulunması da,bir nevi,"ne koyarsançanağına,o gelir kaşığına"Atasözümüz şeklindeydı.. Bir nevi dolaplara,sandukalara benzerdi Web Sayfaları,arşıfları...

SANDIKLARDA ,-ZİMBİL-SEPETLER İÇİNDE MUAFAZA EDİLMEYE ÇALIŞILAN ESKİ KİTAPLAR..

Köye gittiğimiz de,fırsat buldukça,sağa sola göz atarım,rastladığım her eski olan şeyleri inceler,bir şeyler öğrenmeye çalışırdım...

Eski dolaplarda,güve yemış Sandukalarda,sararıp solmuş,kismende böcek,güvelerin kemir dığı eski Türkçe basılmış Kitapları..Bunlardan,her hanede mutlaka vardır.. Dağmadağın,yırtık,dökük,soluk.. bir halde gördükçe,kendi halimizi seyreder gibi olur,üzülür üz.. Bu gibi,Ata yadıgarı Kitap,defter vb.lerini toparlamaya,zayi olmalarına manı olmaya çalışırdım..her ne kadar,geçte olsa..Etrafımız dakılere de,"..aman,bunlara sahıp çıkın,siz okuyamazsanız, yarın okuyacak,çöçüklar yetiştirilecektır.. okur, çözerler, geçmışı ile aile bilgilerine sahıp olurlar.."şeklin de,tembihler eder dururduk.. Sizler de aynı şeyleri yapmalısınız..Evler de,köşe bucaklara atılmış,en azından geriye kalanlar, kurtarıl malıdır..Bir çoğunu okuyama dığ ınız,Tapu,Senet,Mektupların süretlerı çekilerek okutmaya çalışınız..Geçmişiniz le ilgili bilgiler, bilmediklerinizi de öğrenmış olursunuz du.. Elbette,sizler de,bu dediklerimizi bilmektesiniz..bir vesile,hatırlatmak istedik... İstanbul 'da,eski Türkçeyi söken,Yazı hânesı olanlar,yayin evlerinde,özel yetişmış elemanlar bulun duranlar ile tanışmıştık...Hatta,açılmış Kurslar bile vardı..

Ne acınacak duruma düşülülmüşü bu Millet..Çağdaşlık,İlkeler adına...Yılları, adeta,rüzgara,aşağıdaki kopuk arazı gibi akan derelere verilmış,bırakılmıştı.. Doğruları söyleyen,uyaranlar susturul maya,binbir iftiralar ile,mahpuslara atıl mış tı.." Zindandan Mehmedim'e".. Şirleri ne, roman,tiyatro,filimlere senaryolar ol muştu..

ARALARA DEMİR PERDELER ÖRÜLÜNCE..

ğraşıyor,ihtiyaç fazlalarını satıyor,kör-topla geçinip gidiyorlardı... Bun ların, yaşanmış hikâyelerini,o zamanları yaşayan lar dan dinle mek, varsa hatıra not arı,defter, kitablarini, yeniden gözden geçirip okumak lazımdı.. Arada bir anlatma ya çalış tığımız, pragraflarla,kısa,kismen aralara serpiş tirdiğimiz ile hafızaları tazelemeye çalışmak tayız ..Birincı Cihan,İkinci Düny a Savaşları filan..Birinci cihan harbinden sonra,yeni devlet ler, yeni hudtlar çızılmış, şart larda değişmıştı..Daha sonraki yıllar da,gurbet yaptığımız yerle re, çalışarak el de ettığı mız mal- mülk, eş-dost, akrabalarımız arasına,Kömünist Moskof Duvar lar örmüş,çelik ceryanlı ağ lar çekilmıştı... Hele,2.dünya savaşından sonra,Kırım, Yalta, da imza lanan,"taksım,paylaşım antlaş ma sın da" zoraki yağmalama, mala- mülke el koymalar da,kendilerince legallaş mıştı.. Bu zaman dilimlerini, değişik kaynaklardan, gözden geçirmek, hafızaları taze le mekte fayda vardı.. Uzun zamandan beri,en yakın larını şavaşlar da kaybeden Hane, Ailelerin ve top yek ün,bölge halkının iktisadî durumu zayıfladıkça,içtimaî- Sos yal ilişkileri, aile bağları da bozulmaya yüz tutmuş tu. .( Zafer,çoçuğuna mor-çilek toplarken rastladık,"dur hele bir resim,çekelim" demış tık.. Köyler boşaldı kar deş,ya her tarafı iyi kolla, yada, gidenlere manı ol!.. demek ister dik...)

YENİ GÜZERGAHLAR,ŞEHİRLER.. "GURBET İÇİNDE GURBET" LER....

"..ayağuma bi yer edeyim,gör sağa ne ederum!.." Anamızın Ata sözü..

ALMAN DEVLETİ,ÖZEL ORMAN KURMAK İSTEYENLERE DESTEK VERMEK TEDIR DE..

"Bir elin nesı var,iki elin sesı var" mısalı,bir çatı altında toplanmayı amaçlayan,Cemiyet, Kooparatıflaşmayı Köylü bir türlü öğrenememıştı... *Belki de,Köyünde devamlı kalmayınca...

Bunların yanında,bir de Köy,Tarımcılık siyasetı,etut ,araştıramalar yapılmadan,düz ve enge belli arazılara uygulanan,yanlış,masabaşı uygulamaları ile,Yaylalar,Meralar,Köyler boşaldı, ocaklar viran,sahıpsız bırakılmıştı..

Bağ-Bahçe hozan,ekilmemış ;kiminefidanlarfilizlenmış, ormanlığadönüşmüştü.. Yine,Almanya' dan misaller vereceğiz diye, dudak üp kızmayınız...Bura da yaş adı ğımıza, gördüklerimizi de aktarmada bir behis göreme yiz..(Hava kızı Emine'nin ez ik bakışları içimizi dağladı da diyemedik,açığa vurama dık..O da talihsız kızlarımız dan biri..hatır için evlendırıl mış,yaşı,yıldızı,huyu-suyu uy ar mı,şarhoş,kumarbaz mı? bakılmadan araştırılma dan verilmiş,evlendirilmişti.. Eloğluna muhtaç olmamak için direniyordu, Başköy'de Çay alım yerini tam kar şısın da,kızı ile birlikte çay toplarken,bir ara dertleştık..Franfut Mainz'da ,Mimar olan, Nürettin kardeşin den sordu,"arada bir telefonlaşıyoruz.. bir ra,bana da da uğramıştı"..kısa kısa cavap la ma ya çalışıyoruz...belliki pek arayıp sorduğu yoktu..gözlerini hüzün doluydu..yılların acıl arı, dışa vurmadığı,kimseye söylemedığı izdırap,hüzün yüklü bir gönül taşıyordu.. hal-hatır soracak,dertlerine,kederine ortak olacak birilerine muhtaç olanlardan birisiydi Emine bacı mız.. Sipşak.. resim çekelim..derken,bakışlarını uzaklara kaydırdı..dedik ya..insanımız çil elli, vefakârdı..Ezik,hüsranlı insanları görünce,dertleri, hüsranlarım,çoğalır..dayanamaz dık.. Elimden gelse,hepsinebirer"Cennet"bağış ederdım.. *Yanında oturan çocuklu bayanda,o da çay vermeye gelmış,oranın yerlısı... Burada her kes birbirini tanır da,yüz yılda bir gelen ler, bizim gibi tanıyamazdı..sormadan,"şöyle durun, böyle bakın" demeden cep telefonu ile çektiğimiz kamaraya bakan,"bizim Köylümüz,İnsanlarımız"dı..*Bu,gibi tablolarıçoğalt mak mümkündü..Memleketini,toprağını terk etmemiş,aza kanaat getirenler, "şükür,hamt ol sun"diyenlerden bir kaçıydı..Bu,tabloları çoğaltmak,aktarmak mümkündü..hiç kimseyi ren di ce edici niyetimiz olmadığı gibi,öylesine methiyeler,savu racak,yağmur gibi yağdıracak da değildik.. bize de düş mezdı ya...Gözlerimiz,daha önce rastladığımız,bin bir şikâ yetler,isyana varan ağlamaklı dertler dinledığım tey zeyi göremedim..Sordum,"..aha..şu aş ağda ki mez ar lıkta,oğlunun yanında yatmakta!.." işaret ettil er.. Bir,El fatiha..Tülüm sanatçısı Yaşar Çor bacı' nın ablasıydı..Hakk'ın rahmetine kavuşmuş,o olsaydı.. yaka mızı birakmaz."ver yansın" ederdı...Kadınlar Çay ver irken,bakiyorum,bir çoğuda karşı kahve de pişti vur uy orlardı..ki buranın kahveleri,tâ öte den beri "kumar"düşkünü olduklarınja dair,nam sa lmışlardan bir yerdi... Askere giderken buralara gelmiştik te..gece bu ırmaklar da, kal mı ştık.. anlatmayım, bitmez dı...*Bu,solda açık yeşıl kazakı ğalomun kezi da,Bayer ilaç fabrı kası'nın,sanayie kromlu vida üreten firmanında bulunduğu,Nurnberg,Schwabach' ta- şimdi emek li olmuş,eski,Sendika Başkanı Yaşar Kanlı,(akrabalara,kızmış,"Sönmez" soy adını ,lâk ap ları olan,"Kanli"ye çevirmıştı)-yanlışım varsa,düzeltilsin- kesin dönüş yapmıştı, şimdi dere kenarında yaptırdığı evin Balko'nunda gazete okuyordu..;tepe de yeni beyaza boyalı bir akrabalarından,derye çöplerini attığını uzaktan fark ediliyordu..çevreci Yaşar abiye şikay et edecektik de,rastlayamamıştık..- Ziver Sönmez'in balduzi,Nedime'nın kardeşi imi ş... Ablası,eniştesı,emmi oğlundan," ne habr var?.."soramaya geliyor gibime geliyor du... Bunların çoğunu bende tanımam da,ablam,rehperimdi...nede olsa,Başköylü'lerin kıdemlı gelini,herkesin saydığı merhum,Keleğun Ziya dayının'nin gelini,Ali'nun eşi...)

BU ATA YADIGARI MEKÂNLARI,CANLANDIRACAK ŞUURLU NESİLE MUHTAÇTI.. BU GENÇLERİ KİM YETIŞTİRECEK TI?..

Almanya' da Devlet,"özel orman-lık- kuranlara teşfik veriyordu.."Bir çok yer,Kasaba, Köyle rin etrafında kurulmuş ormanlıkları görmek mümkündü.Bazılarının yakınlarına da,Kağıt Fabrı kaları kondurmuş,çevre halkına da iş sahası açmıştı..Bu Fabrıkalarda çalışanlar arasında Tür kl er de vardı..İzine geldiklerin de,hiç bahsedip,anlattıkları yokmuydu?.. Dachau'da,Weil heim'da,Osterreich-Avusturya Kufstein'da ve daha bir çok yerde olmalıy dı..Eee,Türkiye' de?..Yıllarca,buralara uğrama yan Devlet Baba..-bildiğim kadarı ile, Süleyman Demirel zama nın da,Arhavi,Yusüfeli'ne bir Sunta Atelyesi mı-Fabrıkası kurulmuştu da,üretilme yen mallar adına fonlar alınmış,yeğen Demirel adına da dedikodular,mahkemeler sürmüş tü, Basından takip ettiklerimizdi bunlar..-belki de gele meyen iktidar, hükümetler, şimdi ler de,ayağı biraz olsun yere basınca,Köylünün kesme diği,baktığı, besle dığı,yada öylesine biten,büyüyen ağaçlara,ormanlıklara göz koymuş.."Ayağuma bir yer edeyim,gör sağa ne ederim!”hesabı,şimdi gel mış,"Arazı sıfatını kaybe tmış, Ormanlıkları, ka mula ştırıyoruz.."bahanesi ile, Köylünün,malına el koy maya çalışmak tadır!. .(Asıl s hipleri vefaat eden meralar dan biri..Kestane ağacıyla meş hür ormanı yüzün den, Kaka li,"Gagalı"adı verilen yer.. Evler de kaderine tark edilmış, şuurlu yeni nesil sahıplarını bekliyordu..*Sol,en şağ daki,Serender ve yanındaki ev Çakirlar ın.. kapı lar kilitlenmış,kaderine terk edilmış.. Eskiden Heva ğala-hala-, Kefser,yada Serfura adları nı,taşıyanlar olmalıydı..yaşıyor, var dı.. Öteki âle m e göç etmış ol malıki,yoktular..İzmir Karabağlar'da olmalı, Fırıncılık yapan Ali Çakir da arada bir gelirdi, -ta bi iki duyduğu muza göre,son yıllar da bikaç kerede rast ladık,yeniden tanışmıştıkki,Bodollu Okuluna giderken ,en önde büyü ğü müz o iddi,2. de,Yağ cı'nın Bedri-rahmetlık olmuş-idi..Ali Bey,Hemşin Belediyesi'nde ercümenlık mi neyapıyor muş ne- CHP' li - kay be den ce..İzmir'e boylamış olmalıydı.. Bu Viran mekanları, tâ, Gaga liden-sağdaki resi m.. Çay larını topla ma sını bilenler, evini korumaya alacak parayı bulamı yordu lar.. -Ee..devam li, iş adamı gibi,-İzmir-Hemşin.. uçak la git-gel yaparsan.. olacağı da buydu,sevgili Ayşe ğal om!..*..Aşağıya doğru inmeye devam ediyoruz... çalılar, dikenleri keserek,kendimize yol yaparak, bilader Os man ile birlik te.., sağa sola bakarak, viran bırakıl mış ocakları gördükçe.. "..ah-u,vah"lar çekiyor,yol üstün de yasladığımız yaşlı teyzelerin, anaların hatırlarını soruyor, hayır dualarını,alır gibiydik..Gagalı' den aşağı patika yolların, dal-budak,dikenlerini temizlemeye çalışarak iniyoruz..Uzun za man dan beri Mustafa-Cicuru-nkiler, Avni,Duarn'ların anneleri,Ayşe hala, genç yaşta dul kal masına rağmen, erkek gibi, yıllarca tekbaşın a bu koca yerleri idare etmış tı, o da vefa at edi n ce ,evin pencerelerin de soluk perdeler, her halde içerideki eşyalarda çürümüş ,farelere yuva olmuşlardı,yıkılmak üz ere..Serender ise sapa sağlam..Eskiden Mustafa dayı, hanımı.. hayvanlar filan vardı, şen di..Yaşlanınca,yukarı yürümek zordu, araba yolu da olmayınca, aş ağda,merkez de,Göçöler -Göç öğluları- den kal ma arazı da yeni bir ev yapınca.. buralarda eyiden eyiye viran laşmıştı.. Canlandıracak, Şuurlu,bilinçlı genç lere muhtaçtı, bugün değil se.. yarınlarda mutlakâ olacak, evler,mezarlarını yeniden onarıl acaktı,temen nimiz böyley dı..Yoksa,bu yerlere birileri gelip oturur, oturtulur du..!..Bu herkes için geç erli idi.. Bu,patika-iniş- çıkış yollarda çok hatıra ları olanlar vardı.. Sevdalar, aşklar.. göz yaşları..kavgalar..Hangi yolun yoktu ki?..Bu yollarda en az hatırası olan biz,bu kadar yaz arsak... "Hemşin Vadısı "Web say fası,anlatma ya çalıştığımız Köy, Mahalle'nin umumi res mini aşağıda gördüğünüz şekilde çekip,sitesine koymuştu..Tâ tepe nın üstünden ki ev- ler den aşağıya anlatmaya çalıştığımız, eski adı ile Bagenli Mahallesi -Yeni köy'e bağlı-Şahmeli -Bagenli-Geleğlı ve Çavson-farsî-Saken lisani- bir çatı altında "Yeni Köy" olarak geçmekte, bir Muhtarlığa bağlıdır ki,Şimdilerede,eskisi gibi, Kaza olan Hem şin'e bağlı Mahale sitatüsünde olmalı..- Şehid Ali dayının-selâmlar olsun- türbe sının yer aldığı mahalle..Bu arazıların çoğu da,Göçoğlu Ayşe'ye aittı,hatırlatmış tıkya..Ayşe de, çoktan mazı olmuştu..Bir kıs mını işletmeye, çoğu da,hibe edilmiş tı..Hâlâ bugün,bir çoğu nun Bah çesı,Tarlası "Göçö nü Bahçe,Göçönün tepe,Göçönün Bostan" şeklin de geçer, söylenir.. biline...) *Geçen sene üst ten;Mahallenin suyunun geldığı,Tomurun Davut dayının tarlasın dan geçerek, Şahmeli Mahal lesinden aşağıya doğru inmiştik de..oralarda aynı man zaralar ile karşılaşmış üzül müş, resim ler çekmış tık..yıkık,kapalı bir çok Viran evler, Seren der,Mezralar.. Şahmeli Caminde,hani yanında ki,Mezar taşı sayesinde, Mahkeme de" ..Kaza -i Hem şin.." yazısı okuyunaca,eski isim-adı "Hemşin" geriye iade edilmştı ya.. ha,işte bu Camii'n de Cuma Namazından önce kısa bir tanışma dan sonra.. sohpet ediyoruz da..hâlâ,kendi aralarında dargın ,konuş mayan,-bir kör inat yüzünden- yaşlıları olduğunu,duyuyor,görüyoruz.. Mal-Mülk dâvasına kırgın,dargın lar...Namazın ruhîyatına da aykırıolmasına rağmen.*Eskiden Bayram Namazların ardın dan Evlere Bayram yeme ğine taksım edilirdi cemaat..Bunların içinde..Göçö'nün Ayşe'nın sofrası kapıda kurulur,gelip geçe ne açıkmış-anlatılanlara göre- Memenlerin hanesi de Bayramlar da en cömert davrananlardan birisiydı..Nazım dayı. .bu,işlerle ilgilenirdi.. Ferik amca ise,o sıralara, İzmir Bayraklı da Fırın işleri ile meşküldü. Göçöler'in damadı olan Ferik da yıyı, yıllar önce,tesadufî olarak,izindeyken, yeniden tanışmış,hoş sohpetler yapmıştık.. bizim evi n karşısında ki Komalıların-Zongul dağ'a göç etmişler,bir kadın arada bir gelirdi, bana türkü öğretir söylerdi, "..Köpek ten korkan oğlan, gece gelme gündüz gel".- Evini satın al mış, buraya taşınmışlar mış..Köye geldiğinde bur a da kalır larmış..o da şimdi öteki âlemde idii.. *Geniş bulma-odaları olan çift katlı konak..Ev işler,aşları pişiren"Kocakarı" veya "Koçe karı".. ona ilk yardım yapan,yeni gelin-lerdı..Gelinler de,"Gelinlik"yapar,büyükleri karşısın da, ses, sed âsı pek oluorta duyulmaz..bir saygı nişanesıydı..Nerede o Bayramlar, nerede o eski günler... Resim de,Binaun Ahmet dayı, Selimun-Selimlerden- Mehmet dayı..sol başta, babası bir mektu bun da,buna benzer şikayet,ser denişleri yeralan mektubu bana yazan,çizmeli ayak kabileri ile de dikkatı çeken,Paşalı Hasan 'nın oğlu,dedesini adını taşı yan Memet hoca..Mehmet amcada,arzı,hava- suyun huyuna almış,sert mizançlı,uzun boylu,At'da olan bir şahsıyet,kar deşi İbrahim dayının tam tersiydı..hepsi de rahmetlik olmuştu..(Solda resimde,sağ taraftan,birincic?..ikinci aralarında en yaşlısı-90'larda- olan Binanin Ahmet dayı,yanindaki biraz sıkıntılı olan Memenler-Birlik'lerden biri,Selimlerden Mehmet-Saatçı.Halil Yeniyurt,köyün eniştesi?..Köyün Hocası Mehmet..Resim .M.Ali 2005)*"Ne selâm var ne merhaba,bu köy benim köyüm değil.." Ozanlar atişiyordu,Çay TV.sinde..

(..Oro,bu uşağun her deduğuna,yazduğuna inan maan!..Hükümete bir Arzuhal,dilekçe yaz da deki,"..habu çayları toplamağa sağlom birini versun..aha,ben artu k,eskisi kadar..edemaam! .." dedum da,hâlâ,bi ha ber yok.."şeklinde dert ya nıyor Şüeyüp dayumuzun oğlu..)*Birzamanlar,bu bahçeler dedarı, findik, kis men de Şeftalı beslenir dı.. şim di ağırlı "çay" da idi..Ekip-biçenler yaşlanın ca..bir çok ekilmiş çay bahçeleri de tiken lik olmuştu*Bu dertlilerden biride Muammer dayı idi.. İkide fa Çay bahçe sinde yığılmış kal mış.. Kalp ameliyatı olmuş..-gür,yemyeşil çayları görünce,bakıp bakıp duruyor.. çayların tarlada kalmasını gönlü razı olamıyor...onun gibi yaşlanmış,dınç bir kaç komşu'nun ikazlarına rağmen,arasıra..sabah ın erken saatleri ne bahçeye iniyordu da.. zordu,"..dizlerini yu karı kaldurema am..zorluk çeke aam" diye dert yanıyor... Korkusu da bundandı,yığılıp çay fidan larının arasında kalmak,kimse nin haberi olm adan, çaka la, kurt'a yem olma ktı.. Bunca namaz niya zı da..*Emekli olan bir oğlan topla mış eş yeyı gelmışte.. alma mış eve,o da geri si dönmüş.."..Çok yanlış yapmışın Muammer dayı" diyoruz.. bize hak verir gibi susuyor... piş manlık emareleri yansıyordu..birileri arayagirip oğlanlarlabarıştırmalı,arayı düzeltilmesi lazım dı...

*" Mahalle'nın en yaşlı,Susi Anasını Hasan uşağını anlatmadan geçemeyiz...(*) en altta..

O,ESKİ"ÇATIK KAŞLI DEVLET"YENİDEN HORTLATMAK MI?..

Sonra da,elinden aldığı malı, para ile geri satmaya çalışmakta.. Köylünün tapulu arazısı ol mas a bile, on-onbeş sene,o toprağı işlemış, duvarlar,ferahtılarla çevirmış ise bir fiil onun malı sayılırdı,sayılmalıydı.. dünya da temayül,uygulama da bu yöndeydı...Bu,akla,mantığa pek yatmayan,bir çoğuna göere de"saçma ve kasıtlı" uygulamayla da"Devlet-Millet "karşı karşıya getirilmekte,o eski "çatık kaşlı dev let" hort latılmak istenmekte idi..Köylü-Devlet mahkemelik olmuş,hiç yokken Köylü nün sırtına kamburlar oluşturulmuş,imkanı,eli,cebi dar Vatandaşı yokuşa sürmek.., buna derlerdı...

Köylü,Kasabalı,Taşra halkı da,Cemiyet,Kooparatıfleçme ile,"bir çatı altında"toplanma,güçlenme, bilincı de aşılanmamış, hakla rını topluca savunamıyorlardı..

KÖYE DÖNÜŞÜ TEŞFİK ETMELİ, BÜYÜK ŞEHİRLER DE TAŞINMA YASAĞI KOYMALI..

BÖLGELERDE MEŞRUBAT FIRMASI KURULMALI,HALKTA ORTAK EDİLMELİ

Bağ - Bahçelere, Meyve fidanları dikilmeleri teşfik edilmelidır..Yetişen meyve lerden, Meş rubat, Meyve Suları,Marmalat,Reçel ürten Atellye,Fırma kurulmalı dır.İsteyen bölge halkı da,imkani dahilinde,Maddı ortaklık edilmelidir..Kooperatıf gibi bir şey..Meyve üreten köylü Çifçiler,isterlerse de,kışın bu,kendi İşyerlerinde çalışabilmeli,gurbete gitmelere de lüzüm kalmazdı....

YILIN,YARISI ORADA,YARISI BURDA..OLUNCA,ÜRETKEN KÖYLÜ,TÜKETICI OLDU..

"Yatağını,Döşeğını Sırtlıyan,Düşmüştü Yollara"Hayatta Komşu Olmayanlar,Mezarda Olmuştu..

Gurbet,artık gurbetlıkten çıkmış,yerleşik olmuşlardı..Üç beş kuruş kazanayım,daha güzel, ferahli bir hayat için gidenler,ardından eşlerini de getirmişler,yada gittikleri yerde evlenmiş ler dı..Bu her yerde böyle sayılır,görülür gibiydı...*İstanbul da ,Almanya,Münih'ten bir tanıdı ğın mezarlığını arıyor dum.., uzakmı uzak bir yer,bir saat üstünde yaya yürümüş,bir vesile et rafı da tanımaya çalışmıştım..Bayram Paşamı ne?.. baktım,buralar da daha ziya de Bal kanlardan gelen vatandaşlar çoğun luk taydı.. Birileri zorakı,zaruri göç etme lerdi..Bazıları da,.arazıların kıtlığı yüzünden,otekiler de,Doğu Anadoludan gelenler gibi,arazı düz ve geniş bakar san ver im i de..kimisi "terör" ü,bahane ederek,kimisi de,kolay,zahmetsız para kazanma umuduyla göç ediyordu..eski filimlerde konu ol muştu.. "Yatağı,döşe ğınısırtlıyan"düşmüştü yollara..Bu mis allari çoğaltmak mümkündü,arada bir gazeteler de, bölgenin harıtası çıkarılır, hangi semtte,kimlerin oturduğu,rakam ları ile birlikte yazılırdı,okumuşunuzdür.. Hele, sonuç ta,sora sora.. koca,yeni Kabirstan lığı bulmuştuk..Koca bir Köy..Tabelâlara göz gezdiri yoruz..Rizeli,Findikli Aile Kabris tanı, yanı başında, Sıvaslı..Daha ötede,aşağ da,yuk arı da, Gümüshaneliler..Trabzonlular.. Şunlar, Bunlar..bu Mem le ketin İnsan ları.. yanyana yatmaktay dılar.. Hayatta iken,birbirlerine ne komşu,nede hiç tanışmışlıkları olma yan lar,burada komşu olmuş lardı..Paralı olanlar,koca bir yeri çevirmış,hazırla mış tı..Bunlara baktıkça..Doğmalar kad ar, ölmeler de oluyordu..Cenazeler,asıl memleketleri, Ana-baba ocağına götürme,göndermekte pahalıya mal olmakta,bir külfettı.."Ölüm-Cenaze- Defin işleri Sigortası" da yoktu..*Herkese bir Mezarlık,derken..çok yer,arazı kabliyor, tütüyor du.Bu Mezarlıklar, Üst üste,veya,yarim piramit üsülû,yarım içi içe.. konu lsa,İslâ mi açıdan bir sakın cası,filan varmıydı, yokmuydu.. araştırılması lazım, çözüm bulunması lâz ım dı.. Hristiyan larda, Aile Kabirs tan- Me zar lıklar, derin olur.. Kapak açılır,bir ikinci,üçünc üsü..üst üste, yan yana yerleştırılır, sarkıtılır dı.. kapaklar kapa nır, üstü toprak, çiç ekle süslenirdı..Büyük Şahsı yetler istina. .Ve ya,her beden 5 senede toprak olurmuş,kalıntılar bir kenere çekilerek,namahrem olma yan lar ayni yer e defin edilirdi...Her ne ise, yeniden hayata, bugünlere,asıl konu muza dön er sek.., çocuk çoluk,mektep-okul..derken,geçıcı ikametler, yerleşiğe dönüşmüş tü..Bazıları arazı larını, ata mezarlıklarını,öylesine kaderine terk et mıştı, bazıları da satmıştı..(Sağda,köylerin boşaldı ğı bir zam anda,kayaları söküp, çalan eşkiyalar,toprağı,arazısı kıt bölge nin değerli arazısını,görüldüğü gibi talan et mış, altı öyülen arazı da aşağıya akmış, yolu, istinat duvarlarını da yıkılmıştı.. Bu böl ge-Hemşin-Beledi yesı,mülki amirlerin hiç dikkatınıçekmemış ol ma sı da çok mani dardı.. -Bu yaşadığımız yer Bavyera'da, boyle bir felaket olması mümkün değildi..Hiç kimse de bu ap tallığı da yapmazdı.. müh temel, istisnaî aksı halin de,"deli" diye içeriye tıkar,tedavi ederler dı..Bu arazı yıkım larını da,he men, eski sin den daha güzeli,bir şekilde.. toprak, ağaçlandır malar,duvarlar örülür..,hatalar telafi edilirdi..-Kendi hudutları içindeki bu eşkı yalığı araştırı p, huku kî yollara baş vurulma mış, zayi,harabe olan arazı, aynısı gibi yapılmasını da,bizzat bu satır ların yazarı tarafın dan dilekçe varı mektubumuza karşı, maalesef,şimdiye kadar da bir cevap,lüt fün da, dahı bulunamamıştı lar.. (Sol resimde, "..şimd iye kadar buralara gelme yen dev let, şimdi bahane lerle, tâ dede lerumuzden beri kullandığımız arazıl a rımıza, orman larımıza el koydu.Burada arazı la ra zararlı ağaçlar var kesi p yeri terbiye et memizla zım.. koymuyor lar, Mezar lıklar kopup git ti..Derdim i zi Belediye baş kanına anlattık.. kayma kama ha ber saldık olma dı. Sonun da yazılı bir dilekçe ile. "gelin bakı n,bir çıkışyolu bulun sun " dedik gel en giden yok.." dert yaniyor bir başk ası.. bu Mezarlık ta, Sakaların mezarlığı Korhonların yanı..Demek ki, Köy lü dedertlı, kul ak kabartan da yoktu.. Ya da, anlatmasını yeterince beceremıyorlardı.. kim bilir..Ben olsam, tâ Başbakan'a mektup yaz ar dım, bu yıkık,kopmuş mezar,arazıların resim lerini tek tek çek er, mektuba ekler, gön derir, durumumuzu arz ederdim..Bu konulara hassatı Başba kan R.Tayyip Erdo ğanBey..) *Bu topraklar üzerin de şimdiki mıras yediciler de, bize göre de- zavalı, acız..yarım akıl.., bi ora- İzmir'de, bi burda öylesi ne gayesız yaşa yan lar dan birisıyı dı.. Sahi psız Mal-Mülke de, Allah, Kanun korkusu olmayan, vijdansız, ahlâk fukaraları,işte böyle talan eder dı.. Bu mülkün asıl sah ibi Göçönün Ayşe Ğala hayat ta olsaydı böyle mi kalır dı..asla, Hem Hemşin beledi yesı, Karak ola gider,faali meçhülerin, derhal bulunmasını tale b eder,he mte tâ, Pazar'da bulu nan ,Taş, çakılları öğüten,kum haline getiren,yol güze rgahların da -kaç ak- sökmedik taşi,kaya, de re yata ğını oya rakta ,dere ak ış yata ğı nı da bo zan,fayda dan çok zararlı olan At elye-Ocak -de sorgu lardı.. Pazar' daki mülküam ir leri ayağa kaldırır dı.. Şimdikilerde.. adam diye,piyasa da dolaşma lırına yan arım!.. *Pazar, de dikte..Eskiden Hemşin merkez iki ol ma lı, bir de,Taş köprü' de, Demirci, Kazancılar var dı.. İş sanayı işine dök ü lünce,el Zenaat, sanatı da azal dı. .En yakın Pazar' da vardı.. gidenlere takılıyor gidiyor uz.. hemde çevreyi de görmuş tanımış olu ruz ,diyoruz da.. -Sahilde yapılan koc a Cami külliyesi var Hacı Yilmaz Coş ar da öncülük yap mış para toplan mıştı.. o Caminin karsısına, estetek,zevksiz-Lastık çının yanı..Hemşin yoluna giriş,Trafik karakolu karsısın da- bina görün tüyü, manz ara yı, estetiği bozmak tadır, derhal o inşaatın yıkılması lâzim görü şünü taşıyo ruz.. -..Demire iste nen şekil veren, demir ci, kalaycı usta arı..müşteriler onlar dan memnundu,onlarda "veli nim eti" Müşterilerinden.. ancak, bazıları Pazar daki esnafla rpahal ıcı idi,bu bakım dan tercihleri Ardeşen di.."..Ğem şin'den misun?..Hepsini al götü ür!.. "Ğem şinliler porçlarına sağlam dur ler..bizum kilere benzemez ler.." bölge lehçe,ağızlı sözler. .hâlâ kulaklarımızda.. Ardeşen,geniş arazısı ile, Rize'den sonra İl olmaya aday bir kaza..birde Hava alanı yapılırsa.. çevre dahada gelişmesi ne katkısı olacağını,söyleyebiliriz..)

Memleketlerini,terk edip,garıp bırakmayanlar,Almanya, Hollanda,Fransa,Avusturya.. vb.yerlrde emekli olmuş Türkler gibi,6 ay orada,6 ay burada yaşamayı sür dür me ye çalışılmaktaydı.. y'de,Kasaba da iken, ür e tken olan lar,Şehre,metro pollara gelmekle,ne terk ettık leri Memle ketini,nede buralarda,hayal ettığı şeyle re malik olamiy ordu bir çoğu..Kasaba,Köyünde kismen de olsa,Üretıcı olanlar,şimdi,Bak kal,Marketler den beslenen tüketici durumuna düşmüşlerdi..İşsiz,mes leksiz,başı boş..serseri takımı, hırsızlıklar,yıkıp-yakmalar..vergisiz kop yalar,illegal işler çoğalmıştı.. (Halil-Saatçı- dayımız la,Nanu ana mızda burada yat ma kta..Süt kar deşi miz Abdurrahman ise Ankara' da.. cümle sine rahmet ola..Dayı, dedik de Sebat dayımızı unutama yız..O da, İzmir'de.."..yahu bu eve kadar araba yoli yapilsada,biz da rahat etsak" sersen ışında bulunmuş, bizde itirazla ."..dayı,her eve araba gelm ez.. hele buraya hiç!..".. kendine has bir gülüşle.."..de me, yahu.. "demişti.. marangoz ustalığı kadar da, kara kalem resim ustasıydı..Ne hikâyeler anlatır dururdu rahmetli.. hanî,der ler ya.."eski kulağı kesiklere den"dı.. Şimdi, bu ya maç larda,onun gibi taşlar örüyor, toprak doldurup, bostan piramitleri kuruyordu.. " Kasim dayıya uzun ömürler versindi de,şu aşağ da,bizim Göçölerin mezarlığın da,özel yüksek yapıl mış bir kabir, mezarın üstünde gece dev amlı ışık parlarmış..Rahmetli Asiye halada ana tırdı.. "bu yerden çok feyiz alı rı m.." derdi..Bu,Göçölerhanedanından Yusuf dedenin yeri,derdi.. Şimdiler de,birileri hazine aramış olacaktı ki, kısmen yıkılmıştı..Kasim dayı.. "burası bizim..xx diyor. "Bunu tam araştır ma yapa madık..Göçönün Ayşe'de olmadığına göre... yazılı kita be de yok,bu bakım dan yazının önemi büyüktü...Göçö'nun Mezarlığı içinde, Selimler' den biri.. olabilirdi de.. kim olursa olsun,Allah rahmet eylesin,bu kaydı da ilave yap mış olalım..*Mezra'lar boş,viran kalınca da,başta," domuzlar" köye,mahalleye ini yor,ekimleri alt üstedi yor muş..bu bakımdan,ekilen bahçe ler, çevirilmekte,ek bir külfete sebeb oluyor du...)

SAHIPSİZ ARAZILAR,İŞTE BÖYLE HOYRATÇA TALAN EDİLİ YOR...

(Mal sahibi,Malına-Mülküne sahip olmazsa, Başkan,Kaymakam Ne yapsın-dı...)

"Hemşin Belediye Başkanlığına" E-Posata İle Dilekçe Gönderdik de..*Boldüzerle ağaçlar toprak altına kalıyor,Bölgenin Serveti de..

Memleketin kıt arazısı,bir kaçtane,sahtekar,kalbazanların yüzünden,koca arazı görüldüğü gibi,taşlar sökülüp,çalınıp gidilince, bu şekilde toprak aşağıya akıyor, oradan da,dere ye... Yollara istinat duvarı yapanlar veya da ta aşağlarda,çakıl,kum üreten atelyelerce,hiç kimse ye danışmadan,yola,bir kenara bırakılmış kütük, sel lerin alıp getirdiği ağaçlar,gibi alıp götür me tedırler..Ne mal sahiplerinden,nede mülki amirleren,kanunlar dan filan çekindikleri, kork tukları da yoktu...Taş,kaya lazım sa,çıkın dağlara... dağlarda en değerlı,dayanıklı, granet taşı vs.vardı alıp getirin,biraz masraflı olurdu..hepsı bu..Mülki amirlere vatandaş haber ver se de, mülki amirlerde..ne mesüliyetini,,nede hukukî kutretinibilinci içinde-değildir-esem, yapıldı mı?.." desek..yazılı sorsak..ne derler,ne söylerler, başına gelen vatandaşlara soramk lazım dı.. Ben şahsen,buna benzer bir dilekçeyi,"Hemşin Belediye Başkan lığına" gön derdim ise de,bir kaç sene geçmesine rağmen, nega tif veya pozitif bir cevap almış değiliz.. Bir mahal leye, Köyden-köye yolmu yapıla cak.. Önce arazı etüt yapılır.En azından basıt bır kroke,harı ta çızılır..Yol şerinde bulunun bütün ağaçlar, kesilir, ayıklanır,durumuna göre,mo bilya,tahta,kağıt işlerinde kullan mak üzere satılır. Belediye' ye de,geklir getirirdi.. Bold üzer geliyor.. Boldizör operatoru "dünyayı ben yarat tım " vehimine kapı lır, hava sı na, hid det ile,ağaçları, vura- kıra,şökerek,yayamaç lardan aşağı ya, arazı,bağ-bahçe,zarar görür-görmesin pek dikkate alınmaz..veya onca ağaçlar top rak altına bırakılırdı.. Mademki bu kadar masraf ediliyor du, biraz da ha,ilime,bilg iye, mes leğe itibar edilmeli, onadan faydalan malıy dı.. Mesela, Avus turya,Güney Bavyera Eyalet kısım ları,Alp dağları etekleri de, biz im Karade niz gibi dir..Adamlar Köylerine yol,kanal,köprüler yapıyorlar,pasta gibi.. Başı boş akan,dere, irmak yok. .hepsini dene tim, kontrol altına alınıp,değer lendiri yorlardı.. Belki,biraz pahalı oluyordu ama,uz un vadeli oluyordu..Bu açı dan da bakıldığın da,Bölge,Mahalli Belediyeleri "Kasaya nasıl maddî kaynak girer" bununda çalışması yapılma lıydı..Allah,sana dün yanın en iyi tabii pınar, kaynar sularını vermış,bunları değerlendirecek,plân,pörejeler araştır malı, bilmeye nler, bilenler den yardım talep etmeli,bu gibi yatırım yapacak İş adamları bulunmalıydı.. (..Yolun üstünde,uğradık..selâmlaştık,Göçönün Ayşe'nun çocuklarıyız,deduk..Sen Alomom yalı Memet Ali,sen he..He,teyze.."Senda İzmir'de Osman?".. ,ha,teyze.."..Almonya dan Ahmet 'imu gör uumisen?." ey vah,beklemedık bir soru..Nasıl cevap vercektık.."Teyze, Alomanya, Türki ye gibi bü yük,Ankara,İstanbul,İzmir.."..durumu izah etmeye çalıştık.. anlamıştı.. "..o kadar ırak emi?"diyerek şaşkınlığını gider meye çalıştı.. Sündüz ana...Oğlu Ahmet yıllar dan beri Almanya'da imiş.."..Ana..,Ahmet gelup-gitmaami ?..Tele fonla filan, görüşmü yörmüsünüz?.." soryyoruz..Başını yana eğiyor..gözle rini uzakla dikiyo r.. " Tekahut- emekli-olinca gele ce dee".. diyerek,kendi kendine teselli vermeye çalış tı... Ahmet'i, küçükken tanırdık..Tahta dan 4 tekerlekli ara ba yapar sürerdi eli zena ata yatkın dı.. o zaman dan ber i görmüşdeğildik.. Hele bir geri- Almanya'ya- döne yim.. bir ara ştırayaım bakalım.. halı-vaktı ne âlem de?.. diy e..iç geçırıyor, teyzeye söyle miyoruz bu düşün dükleri mizi.. yanın da ki ni da ,birer hatıra resmini çekip..vedâ laş arak.. yolumuza devam ediyoruz.. Mustafa' dayıın ev in arkasın dan..Sol resim deki de, sağdaki Çakir'un Sunduz halaya gelmış.. Sonra aşa ğıya gözüken "Sırttaki Mustafa dayı"nın evi..Yani, bizim Postacı'nın ve Moto rsikletli Marangoz'un baba sının evi.. aşağıda ki- mahal le- ikamat edenler,yuk ar da olanlara yerin coğrafı yapı sı ile hitap ederler.. bu da bir başka İçtimaî-Sosyologi ilmi dir. ."Cicur'unkiler, Mağol'un kiler.Parmak'suzlar.. vb.hepsinin bir sebebi vardı..*

Evler,Bağ-Bahçe, Tar lalar gibi,Yanlız İnsanlar. .Artık,eskisi gibide yanlız değillerdı.. Nahiye Kaza olunca..Yollar,kanallar yapılmakta,Belediye Başkanımız, Kaymakom, Emniyet Amirimiz..yanı başımızda..)

HER BELEDİYEDE BİR KAÇ,CEMİYET KURULUŞLARI VAR..

Her Köyde bir Cemiyet Birliği var..Kimisi Süt Üretiyor.. Mandracılar bırlığı..Kimisi Elma,Üzüm Üretiyor..Meyveciler Birliği -Cemiyeti,Kooparatif,demiyoruz..

Adamlar,her ev,hane bin Alman Markı vermış..Bohumda,Ev alet leri üreten,"Krup" Atelyesı,daha sonra Fabrıka dönüşen firmayı kurmuşlar dı...Siemens,Bosch,BMW...Taa,Orta Doğu-İran'a mal pazralayan,dağların eteğindeki,peynir fabrıkaları,"Algau Käse", Merktell,vb. de Köylünün birleşimin de Kooperatifleşmeden Atel yeler,daha sonra da Fabrıkalaşan küçük aile firmalarıydılar... Aslında,bu birlik,beraberliğı, bilgilendirmek, eğit mek lazımdı.. Bir ara,iyi niyetle" Köy İntitü-Evler" mine kurulmuş tü Türkiye'de,asıl amacından çiktiği tartış maları üzerine kapatılmıştı..Eleman yetiştirmek için eğitim,teşkilatma bilincı..tâ Okullarda, derslerde başlıyordu., bünyesinde bir çoğuna da iş veren, sahası açan koca şirket halını alanlardan birkaçı...

Artık eski devirler kalmadı..her şey kendini yeniledi... Şimdi altı ay bur da,altı ay uzaklarda,iki ikametli durumlara çareler üretmelidir...

EMEKLİ OLDULAR..KÖYLERİNE GERİ DÖNDÜ LER. .ANA-BABA,DEDE-NİNELERİN GELİP GİTİĞİ CAMİİYİ DE ŞENLENDİRİYORLAR..

"BİR TÜĞLADA SEN KOY" SEBABTIR...

"BİR TUĞLA DA SIZ KOYUN"..Emeklı olanların bazıları, ata taopraklarına memleketlerine gele rek,eski bakımsızlık evlerini yenil iyor,ata mezarlık larını onarıyordu..Viran kalmış ne varsa,Camii'leri ini,misafır evlerını öneriyorlar,kendi aralarında yardımlar toplanı yor.. yıllarca terk edilmış olan memleketlerini yeniden onarıyorlardı..(Sağ resim,"Hasan usta,şu elektrik işimi bir yap san!..,"Hasan beni şuraya kadar atarmısın?.."Hasan usta,"..Bu sene bal varmı?..biraz bal isteyecektik de!.." Hasan,aha..,sen,bu uşağu ğa bak..benum işim var,gidaam!.." Velasili,Hasan Usta'nın işi zordu Hemşin'de..)

İşte bunlardan biri de Hemşin Yenköy-eski Mahallı adı ile Geleğli Camii ve İmam Lojmanı.. yeniden tadılat yapılacak,esklerin hatıraları canlandırılacak,hayır duaları alınacaktı.. *TELEFON NUMARA LARINI VERİN,KİME PARA POSTA LAYACAĞIZ, BİLDIRIN* MİLLET,YARDIM İŞİNDEN ÇOK ÇEKTI, DEDİKODU,SUİSTİMALAR OLMUŞTU.. ŞİMDİ, "AYRANI ÜFÜRÜKLE İÇİYORLAR"...

(Bindik Hemşin Belediye Otobüsüne-soldaki,2005'de, sağdaki de,2013'da-,uygun fiyat,şöf ör bayatlamış ağla maklı, kadercı türkü,kasetini açıyor, zora ki havesini bize dikta ediyordu..nerdenden de bin dik dediksede, sabrettik,benim gayem,yolcuların hâli..neleri konuştuk ları,tartıştıkları..bilgi toplamak..Sonun da,dayanama dım,"..haberlerden ne var ne yok.. aşağlarda firtina filan varmı,Radyonun haberleri ne diyor.. açsan da.. " şeklinde lâflar etik..Bilder,bozuldu..ne karışıyorsun,diye..Şöförde bundan geri değildi..gibime geldi.. Uğraş tı, bir ara parazıtlı kanalları bulmaya..,konuşmalara kulak kabarttık..)*En azından,Cuma Namazlarını vede Ramazan Aylarında rahatca ibadet lerini yerine getir mekle, şimdiye kadar yapamadıkları kaza ibadetlerini telafi etmeyi arzula maktadırla..."..Biz epeyi yardım topla dık..Herkes imkan ına göre,birşeyler veriyor.. Bu ara usta mız da,30 bine yakın çeki teslım ettık..Birazda Siz,Almanya,tanıdık, arkadaşların dan ayrdım topla,bir tuğla da onların olsun.." şeklinde konuşuyor, resim leri postalayan telefondaki ses.. "..hele dur,millet yeni izinden döndü,bir yerleşsin ler..Çocuk-çoluk Türkiye'ye gidip gelmeler haylı yüklü masraf.. biz de bir tuğla koymalarına aracı olmaya çalışırız." diyoruz... Aha..benden günah gitti.. benden, eş- dosta haberdar etmek..birde resimli büroşür hazırlarız.. Bir zamanlar,Köyün ileri gelen lerden,Göçoğluları'ndan Fahri Bey makbuz göndermış tı,biraz para toplayıp postalamıştık, Başköy Köprüs için..Ama,şimdi makbuzsuz para topla malar..çesıtli dedikodulara ve suis timallara vesile olduğu gibi de, makbuzlu işi de. uzun bir resmî muamele isteyen.. zahmetlı, engebelli işlerdı.. Yine de..Gayret sarf etmeye çalışacağız...En azından Ataların ruhlarını şad etmek için.. Annem anlatırdı..Elif-ba,Namaz ayetlerini filan gizli öğrenirlermış..Camiler kapalı.Okullarda dinî ders kal dırılmış, Camilerde de yasak tı..Gizlice,yaparlarmış, yağcı, beynamaz herifler tara fınd an ispiyon edilince, -dönemin faşıst İtalyan kopyası,Cender meler baskındüz enler.. onlarda emir kulu ya.. bazen görmemezlikten gelirler mış..Dünya'da benzerine en der rastlanan olaylar bunlar.. Sonra..Yakan iki olurmuy du?..Olmazdı elbette.. Olsay dı,bunca millet"Yurt dışana niye?.."dı..Olmadı da..Bu Mil lete akla gelmedik,zulüme varan çile çek tiren ler ile çek en ler akla düşünce..insan olanın rengi halden hale giri yo rdu...(Soldan,Lüküs ışığında Mev lüt..Hafıs Maksüt dayının oğlu olmalı,Teba,Elinde kitap okuyan,Bir çoğumuza Hocalık yapmış,Namaz sürelerini öğretmış olan,rahmetli Celal-Bayar-Hoca..-Sobaya az odun getireni,elindeki değineği dikine vurarak. .".nedur bu?..utan ma amısız?!".der azarlar,ardından da teve süm eder..,kızmak nedir bilmez dı.. -Teba..Hafı z.. Hemşin'de tanımayan yoktur,(Okullar Pazarı)düzgün bir-Kavaz Mah mut- hani Hemşin'e ilk Asma Köprü' yapan usta, rahmetlısı vardı o da,öyle-Allah yapısı ses tonuna sahiptı.. bir de Kıraat üzerine,okuyun ca.. dinlenmesı bir hoştu..hitabesı olan, bizum Asiye ğalanun-rahmet linin de derin bir hikâyesi vardı ki,dillere destandı..-eniş te si, bir çokları nın hüviyet cüzdanlarında imzası bulunan,merhum,Nüfus Müdürü Yüsüf Pehlivan'ın 2.oğlu Teba-Sabahatin Pehlivan.. Şimdi,bu eski- sağ daki resim- Viran Camii canlatmak istiyorlardı da, Cemaat ne âlemde idi?.."Sizin de bir tuğlanız olsun", kampanyasına Sizleri de bek leriz efendim..Meraklısına,İrtibat;T.00905323438263")(Aşağdaki resim,sağdaki,bizim Hayatı-Yapıcı- da,Bağa-Bahçeye gide mezdi de..bol bol İzmir, muabetleri, kulanbey-geyik- hikâyelerini anlatır.., gelmişken,Kahve de,okey mi, piştimi ne.. oynamayı da ihmal etm ezdi.. Hatun, Güngör ne güne duruyor brader.. o zaten beni tarlaya sokmaz.. dey ip,kandırıyor, bizide..Yanında oturanda,Çay Fabrıkası'nın aşçılığını yapıyormuş..Allah'ın bir hikmetimi,ırsı mı?.. bilemiyoruz,dilsız-sağır,konuşmalarımızı anlamı yor, el işaretleri ile anlaş maya çalışıy oruz.."..aha!.. o karşiki köyden bir kız seviyorm, onu bana yapındiy or" da.. uzak ta ki, tanıdık, ablaları pek yanaşmıyormuşlar..Bir de abisi var sa da..ondan pek memnun olmadığını çıkarıyoruz.. ev de yanlız,tek başına yaşamakta.. çalışkan biri..bu gibilerine yar dım etmenin sebabı kat kat olmalıydı..Eli -aya ğı tutan çok bekâr vardı..Kimizi,bir aile idare etme mesüli yetinı taşıyacak cürette değildi..kimisi de pasıf, girişken,arkası,aracı olanlarda yotu..

*Şu Hemşin'de.."Tanıştırma, Evlendirme Yuvası" gibi bir kurum açmak lazım..diye düşünüyörüz..Utanan,çekinenler bura ya muracaat eder,burası da,araştırma yapar.. aracı olurdu..Ayrıca,bağış yolu ile bir fon oluşturulur,imkkânları zayif olan gel in-da mat adaylarının,lüzümlü eşyelerı alınır, düğün masrafları karşılanırdı..Maddî,hemde manevî kazançlı bir iş sahası.. Bir şartla,kesin olarak buraları-elzem,zaruri bir durum olmadıkça-terk etmemek...Bizden hatırlatması...*Bağa- Bahçeye Çift çı eleman lazımdı..Bir kaç yıl sonra,yaşanmaz bir hal alacak olan büyük Şehirler'den göçler olacak.. Aman,ha!.. şimdiden,ayağınızı denk alın..boşuna,malınıza-mülkünüza el koymuyorlardı..*Sağda,Memişlerden İsmail oğlu Hayatı ve kalb dili ile konuşan öteki...)

*Bu Millet,Saçının bir teli için canını-malını vermıştı..Bu Müslüman Milletin Anası-Bacısı, Hatunu da Başı Örtülüy dü.. Dini,İmanı da dürüst şekilde öğretilmekteydı.. Müslüman,Müslümanlığını..,Hristiyan,Müsevi de kendi dinî vecibelerini...

"..Bizum başbakan eyidur..ha o yanundakiler,başini yiyecekler!..Nedur,bu kadar taviz vermek..hepumuzun bahçesinde bir tane şehit yatayur!.." Çay ayıklayan Paököylü vatandaşın görüşü bu.."..resmumi çekup..oraya buraya koyup başumi belaya sokama!.." diyerekte bizi uyarıyordu.. Bizden nakıl etmesı..

KIRIM'LI ANA...KERTELİK LAKÂBLI MURTEZA...

Kırımlı ana,balık renginde gözü,beyaz tenli Kırım'dan gelelmış Gelindi?.Lobiya-Fasülye Falıma bakmıştı...

*Daha Düne Kadar Aynı Çatıyı Paylaşanlar Bugün,Küs,Dargın,Yeni Komşulardı...*"Ev alma komşu al" Böşuna denmemıştı.. Böyle Komşulara Kalmak ha!..

20 seneden beri görmemiştik,ablama geldiğimde,komşulardan gelen-giden olup olmadığını, sormuş tum da..Daha bir kaç sene evveline bir çatıyı,evi paylaşanlar,dilim dilip olmuş, ayrılmış lardı..Beydü de, lüzümsüz ve görgüsüz,yeni yeni hudut,sınır,mal-mülk kavgaları..şimdi,yeni komşular olmuşlardı da.. konuşma yoktu.Küs,dargın,asık sürat..biri..kocası Fazıl'ın abisi Tev fik'ın oğlu ve gelini.onlarad dargın,kırgınlar kuyruğunda,inatla nöbet tutanlardan bir kaçıydı...Ben,yine de selâm verdim..ne duyan(!) nede cevap veren olmamıştı.. Maalesef,hâlâ.. Cehalet kol geziyor du...Evin önü tarlarda,bağ bahçeleri belliyor,birşeyler ekiyorlardı..aşağıya doğru enerken de..".. Oro Murteza!.. oro..ne edaasen?.." köyün lehçesıyle, şakacık tan bağıra bağıra..ses verdik.. Bölünmüş Bahçeker,araya kismen tel,teneke ile bölünmüş,çekilmiş bahçeye doğrü iniyoruz..,aman ha.. ayağımız kaymasın, diyede dikkat sarf ediyoruz... yanında bi şışmanca biri..uzaktan Murtaza 'yı tanıdımda.. o da bak tı baktı..belkide gözleri uzağı iyicene göremiyordu.. "..Ya sen kimsen? ..tanımadum.."..ses verdi.. "..Yukarı gel,tanırsen.. karakol dan"..şakası yaptım.. elindeki kaza, kürek ne varıse bıraktılar.. yukarıya doğru.. geldiler.. geldikçe.. "..oro.., Memed Ali..senmi sen?.."deyip bir nabze korkuları atmış..gülüşmeye yerini bırakmışlar.. Takiliyoruz.."Ee..kariları et tuğ uz ğonum,iş kaldı size.."..Çocuk-çolukları İzmir'de kalmış..bunlar gelmişlerdi..Yıllar sonratokalaş tık, sarıldık.. Yanindaki de amcasının oğlu-olmalı, Dursun..o nu da pek görmüş değildik İzmir'de bankacılık işinde olduğunu duymuş tuk.. O da şimdi emekli olmuş,yan tarafa da bir yeni ev yaptı rmış, emek lılığın tadını ata toprağına çıkarmaya çalışıyor,soy adını da,Yıldız'dan Görmüş, Dörgülü 'yü e mi çevirmış...akrabalar arsında, tartışma dargınlıklar olunca,bu gibi değişiklikler de olurdu.. Kertelik lâkablı Murteza, Karson luk,aş çılık, bankada bekçilik çeşitli dallarda çalışan,Almanya Kölün' den mehrum Cemil abınınkardeşi, geç ende yazmıştık hanî," Ali dayınun oğlu Memed" hikâye sindeki Mehmet'in abısıy di..Gurbet,İstan bul da, ben Hadim köy'de,o da Gölcükte Bahriye ask eri.. Ben hafta sonları İstanbul'a gelirdim.. Onuda getirebilmek için,bir bahane ile.. "..Baban Ali dayı ağaçtan düştü,durumu aşır,heberi n olsun!.." şeklinde bir telgıraf çektirirdik..ertesi günü Murtaza İstanbul'da olurdu...Gençlik ya.. daha nice,iğneyi yutmuş..filim üstüne Film..öyle de..bir kaç hafta izinli idii. Sonra o da askerliğinibi tirmış,hayata İstanbul da başlamıştıı..daha çok rengli yaşanmış hayatlar vardı da.. .

KIRIMLI ANA'NIN FALI TUTMUŞTUDA,ANAMIM BEKLEDIĞI ...

Kemal Bayar,İsak Yıldız,Mehmet Birlik Aynı Tertip,Hemşin'e Gelmiştik..

Askere gitmeden önce Köye gelmiştik..Bizim buralarda da,adet,terbiye üzerine,yaşlı,tanıdıklar ziyeret edilir,el öpülüp hayırdualar alınırdı..Biz de öyle yepmeye çelışmıştık..Ayni tertip olan bizler Kemal Bayar,İsak Yıldız,Mehmet Birlik..,aynı tertipler,bir vesile,birkaç günlüğüne buraya Hemşin'e gelmıştık...

Avucun içindeki lobiya-fasülye tanelerini sağa sola yadı..sıyah benekli fassülyeyı bi r tarafa,kırmızı beneklisinde öteki tarafa koydu..kısa kısa bi o tarafa birde benden yana baktı..Kırım kırması Türkçe ile.." Sen..deniz ötesi yerlere gideceksin,uzun zaman oralarda kalacaksın.." dedi.. Annem devamla.."daha daha,hayırlı bi şey yokmı?.."diyerek araya gidi Kırımlı ananın konuşmalarına... Annem,belkide....kismetin çok açık..yükselup,adam olek,zengin oleceksen" gibi lâflar da duymak istiyordu... "Kırımlı ana..ha bu uşağın falinee bak dee" şaka ile karışık,isteği üzerine, bez mendile sarılı,bez kesesinden lobiya-fasülyeleri çıkarıp”Lobiafalı”mıza bakmıştı..Mehrum Kırımlı Ananın falı çıkmıştı da,Anamın bekledığı fal tut mamıştı..

Bu eski ocakta,Alinunkiler lâkaplı bu eski ocaktan,üç,dört hane daha meydana gelmış,birisi de, hani bir ara bahsetmıştık,Göçönün arazılarınad..bir kolu oraya,diğeri de başka yerlere dağılmıştılar, Soy adları da Yıldız'dılar..İsak Yıldız,Necdet,Cevdet,İsmail Yıldız..vb..leri..Yeni keşfettikleri Lâkap ise.

Gogul-oğlular..Kırımlı Analar,bir kaç tane vardı bu yörelerde.. Geldiği yerin ismi,lakâp olarak anılırdıı..Anneanneme de, "Laz ana, Laz ğala" derlerdı...Eski den,Lazca lisani-Borçka,Hopa tarafın ada,komoğti "derlerse de,bu konuşma dillerin de, birbirlerini anlayan kelime ler olsada,biri gürci lisanı ile karışık, diğeride Türkçe ile olunca,bu dillere birbirlerini pek anlama zlar dı..Hani,Yeni Paket,yeni bilmem ne ayağına,bir kaçtane Kürtçe pıyasaya sürüldüğü gibi. Kürtçe,Zazaca.. bilme daha neler nelerce..Ne ise bu konular, baş ka alanda ele alınacak şeylerdı.. Biz yine,Kırımlı Analara ve Laz anaları selâm ve rahmetle ana lım.. Hepimiz ki.. Havva Ana-Âdem Babadan..dık...

İSATANBUL,FİNDİKZÂDE.. YANIMIZ DA KARACA TİYATROSU..

İsak..yeni askerdendömüş..İstanbul,Findikzâde'de yeni bir iş yeri açmakta,sabaha kadar çalışır, bazanda masaların üstünde yatardık...Yanibaşımızd ada Karaca Tiyatrosu olmalı.. arkadan, palyaoço vari boyalı masleli sanatçılar girer çıkardı...Saçlı,uzun sakallı,pardüseli hani..hipi, sosyalist, devrimcı ayağına talebe gençler de gelir Pastahane'nın bahçesinde otururlardı..Arada bir koca sırt çantalarını da,bize itimat ederek bırakırlardı,talebeler ya.. bizde okuyanı sever dık.. Bazende geç saatlere kadar çalışır,eve gitmezdik,talebelerin bırak tığı sırt torbasından tulum uyku torbalarını çıkarır,igrene igrene elibiselerimizle birlikte tulum yatağına girer uyumaya çalışırdık..Bir gün bak tık,. Kurabiye, Lokum,Şekerleme bir kiloluk kutulara yarım kiloca mal koydurur aldırırlardı.. Geçer masalarına oturur,sözde gizlice paketleri açar,içeriye birşeyler yerleştirir,yeniden paketleri bağlar.. çantalarına yerleştırır ,kalkıp giderlerdi...

SOKAK,CADDELER ANABA GÜNÜ..ORTALIK YİNE KARIŞMIŞTI YİNE

Okula Gididiyorum Diye Hergün Evden Çıkan Delikanlı Meğer..Yalanmış..

Bu hallerinden şupelenmıştık..Ana cadde,Sinemanın sol yan başında ara sokakta,Trabzon Talebe Yurdu vardı..bazı çevre evlerin alt katların da da talebelere kiralanmış,odalar var dı.. Bir kaç gün geçmemişti cadde sokaklar ana-baba günü,ortalık yine karışmıştı.. Polis,Jan darmalar..sene 1971-72 olmalıydı... sabahın erken saatlerinde anî baskın hareketiy le, yaka lananlar arasında,"Ayna"mı ne soyadlı birininde bulunan,talebe,numayişçı-terör olaylarına karışanlardan bir kaçı Kızılelma cadde sinde, anı bir baskınla yakalandıklarını,ertesi sabah gazetelerde okumuştuk...

Bir tanıdığın oğlu da okul çantasını,arada bir burada bırakır,çekip giderdi..Biz de onun, İstn. Aksaray'da yüksek okulu tahsil yapmakta olduğunu bilirdik.Meğersem,her gün evden düzenli,Okula gidiyor um, diye çikarmiş, Anan-Baba da "..oğlumuz üniversite de okuyor"diye göğüskabarttığı boşuna olduğunu,yıllar sonra öğrenince,çök üzülmüş,kızmışlardı da...Evlâdi miz bunu biz,ne diye böyle yaptı? diye..Dedikodular,söylentiler..delikanlı da evi terk etmiş olduğunu duymuş,üzüldük lerimiz arasında yerini almıştı...*

(*) MAHALLE'NIN EN YAŞLISI, SUSİ ANA...*Doğu Karadeniz, RTE Ünifersitesine de,ilmî görevler düşüyordu...

SUSİ ANA VE HASAN'LAR... .."..Zekiyee ablaah..bi kahve etda.. içeluk dee.."

Mahalle'nin en yaşlısı sayılan Susi Anasından hiç bahsetmedik,ayıp oluyor am a.. Aslı isimini bilmiyoruz da..bildiğimiz,Hasan oğlu ile hâlâ 10 yaşında bir okul çoc uğu gibi uğraşması..Susi ana nereye Hasan da oraya..Hasan nereye Susi anada peşine..Dışardan merdivelerin başında söylene söyle yine geliyordu..o ağız tadı nere de olduğunu izi bilir zeki de birisiydi.." Zekiye ablaa..bi kahve yapta içeluk dee!..".. hayda.. Hasan..,hemde, gecenin bu saatında..bazan da,sabahın körün de...

Son zamanlarda nerde ise her evde...Eskiden,Çay bahçelerinde,Avrupa'nın kulanmadığı,y asaklasığı Avrupaçiberi dökülürdü,çaylar daha gür verimli olsun,diye..Bu çipre, Almanya da üretilirken İtalya,daha sonrada Hinditana kaymıştı..Toprağa,yetişen otlara-Çay'a da..-suya bulaşan bu asıtlı kimyalı madde,isanlara yan tesiri olduğu bir ilmiî gerçekti.Bir çok yan tesi leri vardı..Geçte olsa bu uygulama kalktı..Organik'denile-tabii Çay üretimine dönüldü.. Acaba,bunların tesirinden “böyle çocuklar doğar mı?.."diye düşünmeye başlıyor insan..

Hasan, yine,bir yolunu bulmuş,çekip gitmış..Susi ana onu arıyor.. Komşu Zekiyelere mi gitmıştı..Üst patika yol dan, değeneğini baston yaparak, yav aş adımlarla gelen Susi ananın sesi.. "Hasan orda mi? Köpeği araam.. ortalukte yok..gene gayboldu!.."

Kimilerine göre,cin-periye çarpılmış.. Anlattıklarına göre,götürüp, baktırma dıkldı doktorda kalma mış.. "Beyin hüc releri gelişmemış,cocokca hafızaya sahıp..ırsı da olabilir"tesbiti konulmuş...

Gece yarısı..balkonda akçam çayı içiyor..gazeteleri inceliyoruz,bizimkiler de içerde"dizi" sey re diyorlar.."..Zekiye ablaa!..Bi kahve etta içeelum dee!.." Sesi,etrafı ağaçlarla çevrili,sokak lam basının aydınlatmadığı tarafa,yerimden kalkıp bakiyoruz.. Hasan... sesleniyoruz.. "..Ner den gelusen Hasan?.. Anoğ seni aradaa.." Onun anladığı dille ses veriyoruz..

"..ee arasun deee!..gülerek.."..arkadaşlarumda idum.." Pantolonun paçalarını yukarı katlamış...ip islak...

"..oro,arkadaşlarun kimdur..?" bile bile takılıyoruz..".." ..biluisen dee.. Cin,Peri.. arka daş larum.. konuştuk,baluk tutmağa gittuk..sen da gel haa!.."..bana takılıyor,buralar da, çakal, ayı.. domuzlarda vardı..korkusuzca..gece yerılanda ,hele tek başına..üstelik.. elin de lamba filada yok..,akıllı insan işi değildi..hele ben hiç...

*Her Cuma günü sakal tıraşını yapar,namazını kaçırmaz,bir vesile,bizum Mahmut gibi, mer kez Camisine giderdi.. *"..beni de evlendurun dee..olmezmi?.." Annesine bakarak..laf atiyor ortaya.." "..kendisini taşıyamaa..karıyı nasıl taşıyacak.. çocuk dee konuşuu.." şeklin de,Susi ana cavaplı yor.. hafif buruk gülüşler atarak..Sütlü kahvemizi köşkün balko nunda,ışıkların altında yudumlayarak... yanında da taptaze kek..".. Memed Ali amcaa.. da ha çukulatoğ yok mı?..".. Kafasına taktığı,kıcık olduğu evin bahçesinde illaki bir fidan, ağa çını devirirmış..Bir daha yaparsan Karakola şikayet edecaak..alup seni götürecekler..içeri ate cekler..,dediklerinde..gülerek.."..ee götür sünler dee..ben kesmedum ki..daha etma amha.."ardından tesellisini veriyor...* Bazıları da Hasan'ı alıp götürür,çağırır,oda ana-baba köntrol baskısında kurtulmak için bir bahane kaçıp giderdi..Kuvvetli bünyesi vardı..onu acı ma sızca ağır işlerde çelıştırır,para filanda ver mezlermiş..bazıları da cüzi bir para verir.. yarısını getirp Annesine verirmış.. Hasan'ı anlatmak,tarif etmek,,bir kaç satır ile bitmezdi de...böyle Hasan'lar birkaç taneydı..bu kısa, bir kaç hafta içinde rastladığımız..acaba,bu halde olanların, asıl sebebi ne olabilirdi?.. Tip bii araştırma konusu..Recep Tayyıp Ünive rsitesi'ne büyük ilmî görevler düşüyor du,acız hane hatırlatırız...

Susi analardan sonra,Hasan'ların sonu ne olacaktı?..Kim bakacak, ilgilenecekti?.. İşin acı tarafı buydu..Bu gibilerine bir çare, akla yatkın çözümler üretilmeliydi...

*Resim de ki, "Hasan"da bir başka Hasanlar dan birisi...Bu bölge,yöreler de.. Hasan-Hüseyin isim,adları çoktu.. Hakikaten,işte.. Hz.Ali sevgisi...*

" Ayni dil-lisanı konuşanların,his,duyguları ayrı olur"-du...

" Karşı,Bodolu'dan gün boyunca,hayvan bağırıyor.."..maa..maaa!"..soruyoruz,neyin nesi?.." ..Arkadaşları Yayla'ya giti onun için bağeruu"diyor,yanımdaki Alp..o da yarım sakat, değenekle yürüyor,malülen emekli genç yaşında.....Hayvan gebe,karşıya bir tanıdığa vermiş ler, devamlı sürete.. "..Ma a!..Maaa!.." bağırarak, hayvan cağız,âdeta ağlıyor,göz yaşları döküyordu,arka daş ları ardı sıra.. Bu hayvan,biz âdem oğlularına çok şey ler ifa de ediyor du da..,bazı,sağır âmâlar, bunun farkında ol mayıp,hâlâ,dengesiz, bahaneler peşine takı lıp gidiyor du..Acaba, yanlış mı düşünüyorduk?.. *Ya,bizim Çakallar? Her sabah,akşam,yatsı namazın da, sanki kurulmuş saat gibi,koro halinde,kesik kesik sesler çıkarmaya.. bağırmaya başlarlardı.. arkasından, uzaktan uzağa ezan sesleri!..Huda'nın hikmetine bakıp, Çakallar'dan ibret almak...

GEÇMIŞ ZAMANLARDA...

Ak Sakallı Dede..

Bazen,derenin ortasında koca kayaların üstünde-nasıl geçmış,çıkmıştı? Diye,merak ederdık,çocuk aklımızla-Namaz kılardı..Ayni vakitte,,Hacıbalkta Camii'sinde,bira başka Camii'de de aynı anda,Namaz kılarken görülen,ak sakallı,beyza sarıklı bi r dede vardı..."Osman dede" mi ne...

Çarıkılı Gezgin Hekim.. Hele,Davut Dayı..

Bacağında çarık,uzunca boylu,kırmızı-sarı karşımlı renkte çehrelı,taa..karşıki Köye den bu Köy'e, evden eve,cebleri ilaç do lu, yaya dolaşan, gezgin,Sihhiyye, dokto ru Mustafa'yı tatırlayanız,arada bir kabrı nı ziyaret edenleriniz varmıydı?.. Anam, Ayşe'ninde doktoru, hekimi idi... Doktor, hekim,dedik te.. Davut-Özdemir,- bizum, kalube lâ bekârı,İliyas'ın,merhum dedsı-dayı, Ayeşe'nın eniştesı, geldi hatrimıza... Ser en derin altında,çimenlerin yanı.. kocların (Sol resimde,Davut dayı,kucağında tornu İliy as ile,Davut dayinin,meşe-Zuğa Balı da meş hür dü,onun zamanında en çok findık tarlasıda onda vardı..Güzel bir Horon ustası olduğu kadar, yaptığı düzenli Çay Bahçesine Tabelâ asılmış,örnek Bahçe,diye tanıtılmaktaydı. Bahçenin ırmak tarafında da,"aha sana burasını veriyorum,gel istediğin zaman evin yap" demişti de,keşke yazılı kağıt alsaydık..ne bilseydik,alel acel hakk'a yürüyeceğini..Resim,YHY) de üstünde oturu yor uz.. Başını sallayarak,. "..o orospi anoğ var ya..damarını dinliyuur..damarlar oyniyuur.. hayde doktora!.." der,parmakları arasına sıkıştırdığı kağıda sigarasını sarar,kazlı çakma ğı ile yakar..bir kaç telledikten sonra...dertin bir nefe..,derenin karşısındaki koca kaya yı göstererek,..".himm..anoğı alup,aha..o taşa ateceksen,..geri gelec k bir daha.."der ilave ederdi.."..levi levi gezmağa bahane araa!.." Lüzüm süz yere,bağ-bahçe evini terk edenler,belliki hayıflanmaktaydı...Merak edip sormuştum.."..yatak da" değilde, neden, üstüne sadece post serilmış "döşekte" yattığını..Başını sallayarak,balık renklı,acık mavi m si gözlerini karşı yamaçlara doğru çevirdi...başını öne eğidi,aniden yükarıya,göğe doğru..,kendine has,başını sağağa solla ninni yaparcasına,sallayarak,"..nee soraasen?. ." dedi se de..anlatmaya başlamıştı..

Kimine göre "erukten düşmüş"tü... biz de korkudan erik ağacında ki o,kıpkırmızı erik ler, ağacın dibinden bakar,korkudan çıkmazdık,düşeriz diy.. "erikten düşme"nin bir başka mâna taşıdığını,çocuk aklımızla ne bilseydık..

HEMŞİN'NIN KADIM DOSTU...

Bazen,düğünlere gelin ceyizi-sandıka- taşıtılır,düğünde horon oynamaz,uzamış sakalı kiprit ateşı ile yekılırdı..çocuk halımle tepem atmış,kendini bilemezlere,cebimdeki barut dolması,kendi icadım tabancamı gösetrmıştım...*Nahiye de, "Oroo..bi nağara atso na!.." diyenlerı kırmz,hafif ses el..,"..iii huhuu.." naarası atan, Oçolimon'u hatırlayanınız,vardı muhakkak.. Hele, o ayaz,buz gibi havalarda,dışarda,kanepeler üstünde, duk kanların önünde,uyumaya çalışır,sakalları buz kesilirdi de..oranın koca es mafları,bu,meçhul garıbana,sahıp çıkamada acız...Bu kane pe, me kân ların yıkıldığına,yeni bir ruh,taze bir kan verilmeye çalışıl dığı na,görseydi,en çok,OÇOLİMON sevinecektı..Selâm olsun...

Bu Listeye Sizlerde ilâve yapabilirsiniz...

HEMŞİN LİSESİ VAR MI, VAR..ÖYLE İSE...

Hemşin Lisesi varmı..var..Tarıh,Edebityar desleri?..o da..öyle ise,Okul Müdüre ve Öğre tmenleri, "Diploma tezi" olarak,bir kaç kışı, tek veya birlikte gödev verilmeli, çalış malar yapılmalıdır.. Resimler.. yaşayan,canlı şahidler,tanıdıklar-eski topraklarda, aha,bitmek üzere acele edile-konuşturulma,dinlenmeli,bilgiler toplanıp,bir dosya halinde, kitaplaş tırılarak, birer değerli eserler olarak,Edebiyatımıza kazandırılmalıydı...

....

* ANAMİN TÜRKÜSÜ*SELLER ALIP GÖTÜRDÜ...

Yağmur yağdı sel oldu,Kopardı yüreğimi...

Beni soran uşağa,Diyemem sorduğuni!..

Anam olsaydı derdi,Türkümün gerisini../Anasuz yetim kaldum,El olmaz ana gibi?.

Ne anam var ne babam,Ne bal'um,ne çorabum.../ Bende sevgi kalmadı,Seller alıp götürdü!..

(Esra'ya,16.10.2006,Münih ).Tesadufî,bunca kağıtların arasından birisi,oldu olacak,bunuda ilave edelim,dedik...

*..desek,yassak mı acaba?.Doğu Karadeniz İzlenimleri 10'cü bölümü..* Kopyalasaniz da,kaynağını gösterme,dürüstlüğünü ihmal etmeyiniz!..

*Ya Bütün Karadeniz,Akdeniz,Doğu-Batı Anadoluyu geze bilsey dik... *Okuyun,saklayınız..aman ha..,lütfen,resimlerde yer alanların hürmetine, yerlere atmayınız...

*YeniyurtHaberYorum* may@yeniyurt-haber.net Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. *Fakas-Belgegeç;03222-1632 516 .



Paylas |

 
1 2 3 4 5   Bu Yazyya Toplam 10 Puan Verildi
 Kaynak :  Sakaoğlu M.Ali

 Kategori  Sosyal Hayat

1737 Kisi Tarafindan Okundu.

Yorum ( 0 )   

KAYITLI YORUM BULUNMUYOR.

 

 Bu Yazara Ait Di?er Yazylar

Avrupa'ya Göçün 58 Yılı

 26.7.2018

DÜNDEN BUGÜNE KIRIM

 23.4.2018

DÜNYA'DA İLKLERİ YAŞATANLAR

 16.4.2018

LOZAN'DA KAYBETTiKLERiMiZ... ( 1)

 3.11.2017

SUYA-BULUTA SERDENİŞ

 21.2.2017

SOSYAL MEDYA AİLE YAPISINI TEHDİT EDİYOR

 17.2.2017

TERÖR BELÂSINI BERTARAF ETMEK

 19.12.2016

Bukadarına da, Pes Doğrusu!

 20.3.2016

ASYA'DASN-AVURUPA KI'TASI'NA,DİNÎ ÇATI ALTINDAKİ FAALİYET VE YAYILIMLAR..*Tarsus,Efes,İstanbul..

 26.3.2014

DESEK YAZSAK MI ACABA 10 KARADENİZ İZLENİMLERİ

 12.12.2013

OSMANLI ZULME TAVİZSIZ,HOŞGÖRÜSÜZ DU.. DAİMA MAZLUMUN YANINDAYDI..

 13.10.2013

desek,yazsak mı acaba, doğu Karadeniz izlenimleri 9.bl.

 6.10.2013

Desek yazsakmı acaba,Doğu Karadeniz Gezi İzlenimleri, 8.bölüm...

 6.10.2013

Desek,yazsak mı acaba?.D.Karadeniz'e Seyahat-göze takı lanlardan.. (7.Bölüm)

 6.10.2013

DESEK,YAZSAK MI ACABA?..D.KARADENİZ'DEN...* 5.Bölümün devamı 6.Bölüm..Fındık Hoca'nın kısa seceresi

 6.10.2013

 
 
 

 

 Reklam

Rize'yi Canlı İzle
 Duyuru
 Köse Yazilari

Sevgili Müsellim

Sevgili Müsellim ¬
HRİSTİYAN HAÇLI TERÖRÜ

Dr. Senay Baltacı

Dr. Senay Baltacı ¬
Uzay terapisi de denilen DRX-9000 tedavisi

Davut ŞENTÜRK

Davut ŞENTÜRK ¬
Ramazan

Dr Murat BALTACI

Dr Murat BALTACI ¬
Fiziksel Aktivitenin Yararları

Osman Coşkun

Osman Coşkun ¬
DAVETİYEDİR

Alpay BALTACI

Alpay BALTACI ¬
İYİLİK EKSENİNDE...

Sakaoğlu M.Ali

Sakaoğlu M.Ali ¬
Avrupa'ya Göçün 58 Yılı

Av Yusuf

Av Yusuf ¬
SGK'dan Erken Emeklilik Fırsatı

Mehmet Okumuş

Mehmet Okumuş ¬
AVRUPA'DAKI GURURURUMUZ MAHINUR OZDEMIR LONDRA'DA MISAFIRIMIZDI.

DOĞU&BATI

DOĞU&BATI ¬
Yazi Eklenmemis

Nihat PAMUKÇU

Nihat PAMUKÇU ¬
KÖR SATRANÇÇI
 

 Reklam Vadisi




 
Bugün için Haber Eklenmedi.
Yaş Çay Destekleme Bedelleri Ödeniyor Yaş Çay Destekleme Bedelleri Ödeniyor
Çaykur ‘dan yapılan açıklamada 2018 yılı yaş çay Destekleme Bedellerinin 23.03.2019 tarihi de üreticilerin hesaplarına aktarılacağı bildirildi. ...

HEMŞİN'E MART KARI ÜŞÜTTÜ
ADAYLARDAN ÇOK GÜZEL HAREKETLER
RİZE CUMHURBAŞKANINI COŞKUYLA KARŞILADI RİZE CUMHURBAŞKANINI COŞKUYLA KARŞILADI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Rize'de düzenlenen mitinginde coşku ve heyecan üst düzeyde oldu....

Cumhurbaşkanı Baba Ocağına geliyor
EMEKTAR OTOBÜS SATIŞTA
Yaş Çay Destekleme Bedelleri Ödeniyor
HEMŞİN'E MART KARI ÜŞÜTTÜ
 

 
 Son Haberler
 
 Popüler Haberler
 
 Hava Durumu



 
 Reklam

VİDEOLAR







Güncel | Sosyal Hayat | Ekonomi | Siyaset | Sağlık | Eğitim, Kültür | Tabiat | Spor | VİDEOLAR | AYIN KONUĞU | HEMŞİN TARİHİ | RİZE'Yİ CANLI İZLE | HEMŞİN'İ TANIYALIM | Gizlilik Politikasi


 

© Copyright - 2007- www.hemsinvadisi.com - Tum Haklari Saklidir. 
     iletisim : hemsinvadisi@hotmail.com